Moda haftaları hız kesmeden devam ederken, dijital sunumlardan, New York’un kozmopolit koşuşturmacasından ve görsel hafızamıza kazınan ikonik görünümlerden sonra soluğu, modanın bir diğer başkentinde, Paris’te alıyoruz. Defileler bir yandan devam ederken, Paris’in sokaklarını en yüksek trendlerle dolduran tasarımlardan ilhamla, yeni sezonda herkese referans olacak görünümleri mercek altına alıyoruz. Saatolog editörleri olarak geçtiğimiz hafta podyuma çıkan markalardan seçkimizi bir araya getiriyoruz.
Christian Dior

Maria Grazia Chiuri, Dior çatısı altında tasarlamaya başladığı günden beri, feminist ve aktivist tavrını her zaman ön planda tutmaya çalışırken, Dior’un köklerini fütüristik nosyonlarla harmanlamayı ihmal etmiyor. Chiuri, bu sefer bu kombinasyonu yaparken teknolojinin her türlü disipline entegre olurken moda sektöründe yeteri kadar değerlendirilmediği fikrinden dem vuruyor, tam da bu yüzden defilenin açılışını vücudunu kabloların kapladığı bir model açıyor.
Koché

Koché’nin arkasında yatan isim, Christelle Kocher, pandemik kriz sonrası ışıltılı hayatlarımıza geri dönerken, bu enerjiyi ve heyecanı koleksiyonuna aktarma motivasyonuyla tasarlıyor. “Bu aralar hayat genel olarak çok karanlık, ama moda sektörü bu karanlığa ışık katmanın en iyi aracı” diyen Kocher, defilesini Yves Saint Laurent’ın Couture defileleri için bıkmadan tercih ettiği Westin Hotel’de yaparak bu ışıltının baki olduğunun altını bir kez daha çizmiş oluyor.
Vaquera

Markayı hayata geçiren Patric DiCaprio ve Bryn Taubensee, Vaquera’yı “Fashion fan fiction” olarak niteliyorlar. Bu tabir, bir yandan markanın eğlenceli ve renkli duruşunu nitelerken, bir yandan da moda sektörünün ne kadar evrilebilir bir kavram olduğunu anlatıyor. Dover Street Market’tan Paris podyumlarına uzanan yolculukta sokak stilini yüksek trendlerle bir araya getirmeyi başaran Vaquera, yeni sezon koleksiyonunda duruşundan ödün vermiyor. Couture perspektifi, casual sokak stiliyle harmanlanıyor.








