Maestro Cem Mansur: “İnsan Olmanın Anahtarı Müzikte”

Maestro Cem Mansur: “İnsan Olmanın Anahtarı Müzikte”

Müzikle kurduğu derinlikli ilişki, seyircisinden öğrencisine, cömertçe sunduğu bilgi birikimi, mesleki devliğine rağmen koruduğu alçak gönüllülüğü ile Türkiye’nin maestrosu Cem Mansur’un incelikli dünyasına konuk olduk.
Cem Mansur

“Maestro” filmi şu sözle açılıyor; “Bir sanat eseri sorulara cevap vermez, onları kışkırtır ve asıl anlamı çelişkili yanıtlar arasındaki gerilimde yatar.” Siz de hocanız Bernstein’a katılıyor musunuz? Sizce bir sanat eseri insan zihnini daha çok sorgulamaya mı iter, yoksa aydınlatır mı?

Zaman aşımına uğramayan, her yönüyle geçerli ve anlamlı bir sanat eserinin mucizesi, bu dediklerinizin hepsini aynı anda yapabilmesi. Konsere gelenlere eserler hakkında fazla teknik olmadan iletişim yollarını açmak mümkün, ama illa “Üzerine düşünün” diye ödev verir gibi bir yaklaşım da şart değil. Sorulara cevap vermek yerine kışkırtma konusu da doğru ama özellikle müzik gibi soyut bir ifade söz konusu olduğunda, eserin “neyle” ilgili olduğunu çok fazla sözle tanımlamaya çalışmak hata olur. Müzik aydınlatır, avutur, düşündürür, eğlendirir…

MAESTRO BERNSTEIN ÜZERİNE

Filmi nasıl buldunuz? Sizin tanıdığınız Bernstein’i yansıtıyor muydu?

Filmi müthiş buldum. Bradley Cooper’ın oyunculuğu inanılmaz. Bernstein’ın sigarayı, bageti tutuşundan sesine, öğrenciye bir şey anlatırkenki tavrına kadar. Bernstein kadar çok yönlü birini, “Şunu da anlatayım, atlamayayım” endişesiyle bir filme sığdırmak imkânsız ve filmin başarısı bunu yapmaya çalışmadan, özel yaşam çerçevesinden her yönüne değinmesi. Son sahnede keşke o kadar uzun yönetmeseymiş dedim. Orası olmamış, müzisyen olmayan birinin bu kadar uzun “yönetmesi” bu kadar başarılı bir film içinde sakarca kalmış.

Film de bir kez daha altını çizdi ki; bir maestronun zamanla ilişkisi birçok insana göre daha derin. Siz zamanla işbirliği içinde misiniz, yoksa onu yönetiyor musunuz?

Müzik zaman içinde akan, eser bittiğinde duran bir şey. Zaman ve ses dalgalarının titreşimi, müziğin hammaddesi. Zamanı yönetmek abartılı olur, ama onun iyi kullanıldığı en iyi ortam müzik yaratmak ve icra etmek. Müziği konsantre olarak dinlemenin, her anın geçici olduğu bilincini edinmeye faydası sonsuz. 

Müziğin anlamı herkes için farklı. Birçok insan için sadece bir eğlence aracıyken kimisi için terapötik bir şey, kiminin varoluş sebebi. Sizin hayatınızda anlamı ne? 20 yaşındaki Cem Mansur’un için ifade ettiğiyle aynı mı?

20 yaşımla müzik yapma nedenlerim aynı. Ancak zaman ve deneyim, belli eserlerle birlikte “büyümek”, sürekli derinleşen katmanlarda yaşamanızı sağlıyor. Her anım müzikle dolu diyebilirim. Dünyayı, ilişkileri kavramamda en büyük yardımcım müzik. Müzik her türlü ilişkiyi, çelişkiyi içinde barındırıyor. Yaşamanın, insan olmanın anahtarlarını müzikte bulmak mümkün. Şu anda sahne üzerinde müzik yapmaktan çok müzikle ilgili okuma, yazma, paylaşma hevesim daha ön planda diyebilirim.

Cem Mansur
Fotoğraf: Poyraz Tütüncü

Sizin branşınızda iyi ile kötüyü ayırt etmek herkesin harcı değil. Bu çoğu zaman iyi bir müziksever için bile silik bir çizgi. Sizce iyi bir maestro nasıl olmalıdır?

İnsanların konser dinlerken sık sık yaptıkları hata, hissedeceklerini şefin hareketlerinde aramaları. Aslında en iyi şef görünmeyen şeftir. Besteciyle dinleyicinin arasına girmeden, geçici olarak eserin mesajının yansıması için çaba harcamalı. Önemli olan gördüğümüz değil, duyduğumuz. Mesleğin zor yanı, bu kadar “havalı” görünen bir işte, alçak gönüllüğünü korumak.

Mesleğinizin zor yanlarına gelmişken… Bir yazarın, ressamın ya da bestecinin yaratım süreci daha içe dönük ve yalnızken bir orkestra şefinin dünyası tam aksine son derece kalabalık ve dışa dönük. Bu kalabalık halin zor tarafları var mıdır?

Şefin, çalışmasında yalnız olduğu, eserleri çalıştığı ve üzerine düşündüğü, provalara hazırlandığı süreç, halk önünde veya kalabalık içinde olduğundan çok daha uzun aslında. Kalabalık halin zorlukları, hazırlığın ne kadar iyi olduğuna ve kişinin karakterine bağlı.

En iyi şef görünmeyen şeftir.

Sahne üzerinde hem müzisyenlerle hem de seyirciyle etkileşimi anlık olarak alabiliyorsunuz. Konserlerinizde zaman donuyor ve bir anlığına başka bir zaman diliminin, yaşamın ya da ihtimallerin farkına varıyoruz. Siz sahnede nasıl yaşıyorsunuz bu anı?

Bazen insanlar konserden sonra “Kendinizi kaybediyorsunuz sanki” diyorlar. Oysa ben kendimi kaybetsem orkestra dağılır. İnsan her an sorumluluğunu yerine getirirken “kendinden geçme” gibi görünen derin ve yoğun bir duygu dünyasında da olabilir. 

CEM MANSUR FARKI

Mesleğinizi bir şirket CEO’suna ya da ülkeyi yönetenlere benzeterek birçok soru soruldu. Buradan yola çıkarak soralım; Cem Mansur’un sahnedeki yönetim şekli nedir? 

Öncelikle eserin ayrıntılarını, her müzisyenin üzerine düşen rolü iyi paylaşmaya odaklanıyorum. Bu da provalarda oluyor. Provalarda teknik olarak çözülmesi gereken bütün detaylar çalışılınca, konser anında küçük değişiklikleri de içeren bir iletişim kurmaya çalışıyorum. Benim işim, sesi çıkaranları, bilgi paylaşımıyla güçlü kılmak, kendilerini ifade edecekleri çerçeveyi sağlamak. 

Cem Mansur

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine baktığımızda en üst noktada kendini gerçekleştirme yer alır. Siz bu anlamda kendinizi gerçekleştirmiş hissediyor musunuz? 

En azından, müzisyen olmasaydım gerçekleştiremeyeceğimi biliyorum. 

Bugün birçok sanat dalında yaratımın insandan çıkıp yapay zeka ürünlerine ya da teknolojiye kaydığı düşünülüyor. Siz popüler müziği nasıl değerlendiriyorsunuz? Hala bir Smetana, Arvo Part ya da benzeri bir dehanın çıkma ihtimali var mıdır?

Müzik tarihi hep geçmişe yönelik olarak değerlendiriliyor. Bugün de harika eserler yazılıyor, ama “çağdaş müzik” kavramı, 50 yıl öncesi gibi tek bir anlama gelmiyor. Arvo Part gibi, günümüz dünyasında da insanların manevi arayışlarına cevap veren müzik de var, büyük şehirlerin karmaşasını anlatan ve ilk dinleyişte ilişki kurmanın zor olduğu müzikler de var. Popüler müziğin de, klasik müziğin de her zaman hem iyisi hem kötüsü olmuştur. Bugün yazılanların 50, 100 yıl sonra hangilerinin kalıcı olacağını bilmemiz imkânsız. Ama bestecilerin bugün 200 yıl öncesinin müziğini yazmalarını beklemenin anlamı yok. Klasik müziğin büyük eserleri bestelenirken, unutmayalım ki herkes “çağdaş” müzik çalıyor ve dinliyordu. 

Kendi müzikal kariyeriniz bir yana TUGFO ile birlikte hem genç Türk müzisyenlerine hem de Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük katkı sağladınız. Bu size nasıl bir tatmin sağlıyor?

Genç müzisyenlerden öğrendiklerim en az onlara öğrettiklerim kadar fazla diye düşünüyorum bazen. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası 17 yıldır, yüzlerce genç müzisyene, kendilerini dünya standartlarında değerlendirmeyi, en iyisini yapabileceklerini ve en iyisine layık olduklarını gösterdi. Yurt dışında önemli salonlardaki konserlerimiz de bu yaklaşımın bir parçası, ülke tanıtımı aslında bu işin biraz yan ürünü. Türkiye’nin böyle bir yanı da olduğunu, dünyada birlikte yaşama kültürüne her şeye rağmen katkıda bulunabileceğimizin en tartışmasız ifadesi, TUGFO. Keşke bu orkestranın temsil ettiği demokratik kültür, gündelik yaşamımızda da var olabilse… 

Son olarak; bir dinleyici olarak sizi daha sık izleyebilmek, dinleyebilmek için fırsat kolluyoruz. Önümüzdeki süreçte Cem Mansur’u daha sık izleme fırsatımız olur mu?

2024’te TUGFO konserleri ve turnesi öncesinde Gedik Filarmoni ve İKSV Müzik Festivali açılışı var. 

CEM MANSUR KİMDİR?

1957 İstanbul doğumlu Cem Mansur, elektrik mühendisliği eğitimi için gittiği Londra’da müzik yapmak istediğini fark ederek eğitimine son verdi. Daha sonra City University’de müzik eğitimi almaya başlayan Mansur, Ricordi Şeflik Ödülü’nü aldığı Guildhall School of Music and Drama’ya ve ardından Leonard Bernstein’ın öğrencisi olduğu Los Angeles Filarmoni Enstitüsü’ne gitti. 1981-89 arası İstanbul Devlet Operası şefliğini, 1989-97 arasında Oxford Şehir Orkestrası Birinci Şefliği’ni, 1998’den 2011 yılında kapanışına kadar Akbank Oda Orkestrası şefliğini yaptı. Arvo Part’in 4. Senfonisi, “Veni Creator” eseri, Elgar’ın bitmemiş operası “The Spanish Lady”nin ilk seslendirilişi ve Offenbach’ın 126 yıldır duyulmayan operası “Whittington” gibi eserleri dünyanın en iyi orkestralarıyla birlikte icra etti. 2019-2021 yılları arasında Cemal Reşit Rey Konser Salonu Genel Sanat Yönetmeni olan Cem Mansur, kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile her yıl Türkiye’nin genç müzisyenleriyle birlikte olağanüstü konserlere imza atıyor.

Total
0
Paylaşımlar
İlginizi Çekebilir