Bursa’dan New York’a uzanan yolculuğunda caz müziği bir yaşam biçimi olarak benimseyen Ferit Odman, bugün zamanı hem davul setinin başında hem de bileğindeki vintage saatte takip ediyor.

Ferit Odman zamana şekil veren müzisyenlerden. Türkiye caz sahnesinin uluslararası ölçekte en görünür davulcularından biri olarak geçen yirmi yılı aşkın kariyeri boyunca yalnızca ritim tutmadı; farklı kuşaklardan müzisyenleri, farklı dönemlerden müzik anlayışlarını ve farklı coğrafyaları ortak bir zaman duygusunda buluşturdu.

Bursa’da başlayan hikâyesi onu önce İsveç’e, ardından cazın kalbi sayılan New York’a taşıdı. Ancak Ferit Odman’ın dünyası davul setinin çok ötesine uzanıyor. Plaklar, analog kayıt teknolojileri, hi-fi sistemler ve mekanik saatler, onun müziğe yaklaşımını tamamlayan tutkular arasında yer alıyor. Belki de bu yüzden hem bir Blue Note kaydının sıcaklığında hem de yıllanmış bir Rolex’in mekanizmasında aynı şeyi arıyor: karakter, ustalık ve zamanın bıraktığı izler.

Ferit Odman
Fotoğraf: Cem Gültepe

Sevgili Ferit, benim gibi senin de köklerinin ve büyüklerinin bulunduğu Bursa’dan New York’a uzanan yolculuğuna bugün baktığında, seni caz müziğine gerçekten bağlayan dönüm noktası neydi?

Sanırım tek bir dönüm noktası yok ama birkaç önemli anın birleşimi diyelim. Bursa’da büyürken müzik hep hayatımdaydı ama babamın plakları beni caz müzisyenliğine hazırladı. İsveç’te okulun big band’ine seçilmek ve müzik bölümünde okumak hayat kararlarımı kesinleştirdi. Üniversite yıllarında ve özellikle New York’a gittikten sonra bunun sadece bir müzik türü değil, bir yaşam biçimi olduğunu gördüm. Yani hayatımın her döneminde caza gönülden bağlıydım.

Az önce bahsettiğin, İsveç’teki ilk gençlik yılların, ardından New York deneyimin… Farklı kültürlerde bulunmak ve yaşamak müziğini nasıl şekillendirdi?

İnsan farkında olmadan yaşadığı her yerden bir şeyler topluyor. İsveç bana disiplin ve düzen duygusunu verdi. New York ise cesareti. Orada herkes kendine ait bir ses bulmaya çalışıyor. Farklı kültürleri görmek, müzikal olarak da daha açık fikirli olmayı sağlıyor. Sadece ne çaldığınız değil, nasıl dinlediğiniz de değişiyor.

Peki Türkiye’de “caz” müzisyeni olmak ile Amerika’da caz müzisyeni olmak arasında en temel fark ne sence?