Dünden Bugüne Zenith Tarihi
İsviçre saatçiliğinin en köklü markalarından Zenith, bu sene 160. yıldönümünü kutluyor. Zenith tarihinde bir yolculuğa çıkarak markanın mirasını keşfediyoruz.
1800’lü yılların başına, Avrupa’nın belki de en yeşil ormanlarını kucaklayan Jura Dağları’na gidiyoruz. Jura Dağları’nın eteğinde, İsviçre’nin en küçük şehirlerinden birinde konuşlanan Le Locle o yıllarda saatçiliğin kalbi olan kasabalardan biriydi.1750’de bölgede üretim yapan 77 saatçi vardı, 1800 yılına gelindiğinde bu sayı 800’ün üzerine çıktı. Bu tarihlerden yaklaşık yarım asır sonra, 1843’te bu topraklarda doğan Georges Favre-Jacot kasabanın saatçiliğine yeni bir soluk kazandıracaktı.

Vizyoner bir genç olan Favre-Jacot, farklı ülkelere yaptığı seyahatler sırasında Sanayi Devrimi’nin ivmesiyle inşa edilen Amerikan fabrikalarından ilham aldı. Oldum olası en hassas saati üretmeyi düşleyen bu genç saatçi, o dönem yaygın olan “établissage” sisteminden ayrışarak saat üretimindeki tüm zanaatları tek bir çatı altında toplamaya karar verdi. Geleneksel yöntemlerin dışına çıkan Favre-Jacot markasının temellerini 1865 yılında attı. Üretimde gerekli hammaddelerin tedariği için fabrikasını Le Locle tren istasyonuna bağlanan 17.000 metrekarelik alanda kurdu. Kısa sürede bölgenin en büyük üretim tesislerinden biri haline gelen fabrika, 18 binadan oluşuyordu. İlk saatlerin üretimi kurucusunun baş harfleri olan “GFJ” adıyla başladı.
Saatçiliğin yanı sıra oteli, taş ocağı ve tuğla fabrikası da olan bu genç adam, zamanın mimari ve sanat akımlarından etkileniyor, saatçiliği teknikten pazarlamaya geniş bir vizyonla geliştiriyordu. Tıpkı üretimde olduğu gibi pazarlama ayağında da çağının ötesinde hamlelerde bulundu. Avrupa ve Amerika pazarlarına açılarak ününü İsviçre sınırlarının ötesine taşıdı. “Zenith” adını verdiği kalibresi 1900’de Paris Evrensel Sergisi’nde Grand Prix ödülüne layık görüldü. Bu ödülden sonra şirketin ismi Zenith olarak değiştirildi. Peki, nereden geliyordu bu “Zenith” adı?


Çok uzun yıllar içinde Arapçadan İngilizceye geçen bir kelime olan Zenith (ya da Zenit) gökyüzünün en yüksek noktası anlamına geliyor. Bundan yüzyıllar önce başınızı gökyüzüne kaldırdığınızda görülen en tepe noktayı tanımlamak için kullanılıyordu. Anlatılan hikâyeye göre, yarışmaya aday kalibreyi tamamladığı gece atölyesinden dışarı çıkıp başını gökyüzüne kaldırdı. İşte o an, kendi gökyüzünün en yüksek noktasına ulaştığını fark etti. Hem kalibreye hem de markasına “Zenith” adını vermeye karar verdi.
Zenith 1900’deki Paris Evrensel Sergisi’nde yalnız teknik olarak değil tasarım dalında da altın madalya ile ödüllendirildi. 1900’lü yılların başında dönemin önde gelen Art Nouveau ustalarından Alphonse Musha ve René Lalique gibi isimlerle iş birliği yaparak çok sayıda cep saati ve minyatür saat tasarlayan Zenith, tasarım alanında da yenilikçi adımlar atmaktan geri durmadı. Hatta öyle ki, fabrikanın çok yakınlarına Favre-Jacot için inşa edilecek villanın tasarımı için modern mimarinin öncülerinden Le Corbusier ile anlaşıldı. Favre-Jacot’nun villası bugün hâlâ Le Locle’un simgelerinden biri.
Zenith, 20. yüzyılın başında hassas saatlerde bir öncü marka haline gelmeye başladı. Astronomi gözlemevleri, posta evleri ve çeşitli kamu kurumları zamanı ölçmek için markanın hassas mekanizmalarından yararlandı. 1949’da Zenith’in en meşhur mekanizmalarından biri olacak kalibre 135 tanıtıldı. Beş sene boyunca Neuchâtel Gözlemevi kronometri ödüllerinde başarı yakalayan mekanizma, Zenith’in hassasiyet dalındaki başarısı için sağlam kökler oluşturdu.
Gandhi’nin Zenith’i
Zenith saatleri 1914’ten itibaren yurt dışına ihraç edilmeye başlanmıştı. Avrupa ve Amerika’nın yanı sıra Hindistan gibi Asya ülkelerine de dağıtılan Zenith saatleri bu yıllarda Mahatma Gandhi’nin de zamanını tuttu. Hint politikacı Indira Nehru, arkadaşı Gandhi’ye bir Zenith cep saati hediye etti. Her ne kadar Gandhi pahada kıymetli eşyalar kullanmaktan kaçınsa da uzun bir süre Zenith’in alarmlı cep saatini kullandı, ta ki bir seyahati sırasında çalınana kadar.
Saati çalan hırsız altı ay sonra pişmanlık duyarak geri verdi ve af diledi. Gandhi’nin ölümünden sonra torununa kalan saat yıllar içinde koleksiyonerler için gözde bir parça oldu. En son 2009’da düzenlenen bir müzayede de 1,8 milyon dolara Hintli bir milyardere satıldı.
“Zenith’in Osmanlı İmparatorluğu için saatler üretildiği de biliniyor. Kadranında Osmanlıca ibarelerle, dönemin demir yollarında kullanılmak üzere Zenith imzalı cep saatleri tasarlanmış.”

Bir Dönüm Noktası: El Primero
1965, yani Zenith’in 100. yıldönümü yaklaşırken marka kutlamalar için planlamalara başlamıştı. Hassas saatleriyle ün salan Zenith, 100. yılında adından söz ettirecek yeni bir kalibre duyurmaya karar verdi. 1963’te Les Ponts-de-Martel’deki atölyelerde çalışmalar başladı; ekipte René Gygax ve Raoul Pellaton gibi isimler yer alıyordu. Geniş bir ekibin titizlikle sürdürdüğü çalışmalar tahmin edilenden daha uzun sürdü; ancak neredeyse yedi yılın sonunda 10 Ocak 1969’da Zenith dünyanın ilk otomatik kronograf kalibresi 3019 PHC’yi duyurdu. Saatte 36.000 titreşim hızında çalışan kalibre, 12 saat ve 30 dakikalık kronograf sayaçları, tarih göstergesi ve 50 saatlik güç rezervi gibi fonksiyonlara sahipti. 36.000 VpH’lik salınım hızı, 50 saatlik güç rezervi gibi özellikleriyle El Primero çağının çok ötesinde bir kalibre olarak saatçilik tarihine unutulmaz bir giriş yaptı.

El Primero kalibre ile donatılan ilk Zenith saatleri aynı senenin eylül ayında piyasaya sürüldü. Bu modellerden ilki Ref. 384 oldu, daha sonra Ref. A385 ve Ref. A386 saatleri duyuruldu. Bu saatleri bugünkü Chronomaster Original koleksiyonunun temelleri olacaktı. Ancak o vakte kadar El Primero’yu kısa bir duraklama dönemi bekliyordu: Quartz saatin keşfi ve rekabet baskısı ile Zenith yönetimi 1975’te El Primero üretimini durdurma ve üretim ekipmanlarını imha etme kararı aldı. Zenith’in mekanizma üretim departmanından Charles Vermot, mekanizmayı üretmek için gerekli olan planları ve parçaları fabrikanın gizli bir alanında sakladı. Niyeti, geleceğinden umutlu olduğu mekanizmanın mirasını koruyabilmekti. 1980’lerde efsanevi mekanizma yeniden üretilmeye başlandı. El Primero’yla birlikte koruyucu Charles Vermot da bir efsane haline geldi.

Milenyuma Doğru
El Primero’nun yeniden canlanmasının üzerinden çok geçmeden 1994’te Zenith ailesine yeni bir mekanizma eklendi: Elite kalibre 670. Yaklaşık 55 saatlik güç rezervine sahip olan yeni kalibre neredeyse 4 mm’den daha inceydi. Yıllar içinde gelişen Elite kalibre ailesi Pilot, Defy Classic gibi koleksiyonlardan saatlere hayat verdi.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken şirketin yönetim kısmında da birtakım değişiklikler oluyordu. Zenith, 1999’da Fransız lüks marka grubu LVMH tarafından satın alındı. Marka, çeyrek asırdan daha uzun bir süredir saatlerini LVMH çatısı altında üretiyor. Bugün öne çıkan koleksiyonları arasında Chronomaster Sport, Chronomaster Open, Defy Extreme, Defy Skyline, Pilot Automatic ve Elite Moonphase gibi seriler yer alıyor.
“Kendi yıldızına ulaşmak” mottosuyla tasarlanan saatler, 160 yıllık saatçilik geleneğini sürekli devinen bir yenilik anlayışıyla bir arada sunuyor. Zenith kadranlardaki hiç sönmeyen yıldızın ilham kaynağı ise yaklaşık 150 yıl önce Favre-Jacot’nun gökyüzünün zirvesinde gördüğü yıldızda saklı.