Omega Speedmaster Moonwatch Professional

Yeni NASA Görevlerine Hazır: Güncellenmiş Omega Speedmaster Professional Moonwatch Master Chronometer

6 Ocak 2021

Yılın ilk büyük anonsu, yeni bir kalibre, Master Chronometre sertifikası ve bilezik tasarımıyla karşımıza çıkan Moonwatch oldu.

Yeni yılın ilk haberlerinden biri Omega’dan geldi. Genel ruh halimizin geriye gittiği günlerde ileriye gitme çabası, galaksinin dışındaki keşifleri doğrudan hatırlatan bir saatin haberinin iyi geldiğini de belirtmek gerek.

Saatçiliğin en güçlü hikâyelerinden biri, insanlığın ilk Ay’a çıktığı uzay görevinde Omega Speedmaster’ın da bulunmasıdır. Apollo programının uçuş sistemleri yöneticisi olan James Ragan’ın (NASA’nın uzay görevlerinde kullanılacak tüm ekipmanı test ve temin eden kişiydi) Omega’nın nasıl seçildiğini anlattığı Celine Yap imzalı röportaj ilgi çekicidir. James Ragan bu röportajda şöyle der: “Astronotlar, kronograflı bir saat istedi. Bu saatin – / + 180 santigrat derecede çalışabilmesi gerekiyordu; böyle bir saat bulamayacağımı düşündüm.” Tüm markalardan ölçütlere uyan saatler istenir, yalnızca dört saat bulunur ve bu dört saat arasında testlerden geçebilen tek saat olan Omega, uzay görevini de başarıyla tamamlar. Sonra yeni versiyonlarının “Moonwatch” adını alması da oldukça haklı bir seçimdir.

Omega, 2019’da bu Apollo 11 görevinin 50. yılı kutlaması için çıkardığı, içinde Kalibre 1861’in olduğu altın ve gümüş versiyonlarıyla Apollo 11 Anniversary Limited Edition’dan sonra, ekim ayında limitli olmayan, yine NASA bağlantılı ve Snoopy ile yılın hitlerinden “Silver Snoopy” 50th Anniversary Speedmaster”ı sunmuştu.

Dün duyurulan Moonwatch’un öne çıkan yanı ise, güncellenmiş ve ileriye taşınmış bir model olması. Marka için büyük bir anons çünkü, 50 küsur yıldan sonra yepyeni bir kalibreyle tanışıyoruz. Ay’a çıkan Speedmaster’ın meşhur 321 kalibresinin varisi olan 1861’den sonra bu elle kurmalı saatte ilk kez eş eksenli eşapmanla donatılmış ve Master Chronometer sertifikalı Co-Axial Master Chronometer Calibre 3861 kullanılmış.

Yeni Moonwatch için geliştirilen Kalibre 3861

Böylece bu modelle bize dört yılda geliştirilen Kalibre 3861 de tanıtılmış oluyor. Yeni mekanizma ile saat, 15.000 gauss’a kadarki manyetik alanlara dayanıklılığını ilan ediyor ve Master Chronometer sertifikası, yeni NASA görevleri için de hazır, güncellenmiş bir saatle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. (Saat, günde +- 0/5 saniye sapma payıyla çok daha hassas; güç rezervi ise 48 saatten 50 saate çıkmış.)

Saatin tasarımı için ise Ay’da takılan dördüncü nesil Moonwatch’tan (ST 105.012) ilham alınmış. Model, asimetrik kasa, kademeli kadran, çift eğimli arka kapak, alüminyum bezel halkasında 90 diyagonal nokta ile retro bir görünüm sunuyor.

Saatte bahsedilmesi gereken bir diğer yenilik de, sıra başına beş kemerli bağlantı tasarımına sahip, fırçalanmış ve kasaya entegre yeni bileziği. Bir versiyonda kasada bir akrilik türü olan Hesalite cam kullanılmış; bu, safir kristalden daha düz ve optik netlik sağlayan bir malzeme. Hesalite kullanılan modelde bilezikteki bağlantı mat bitişli, safir modellerde ise parlak bitişli. Yine Hesalite kullanılan modelin kasa arkasında deniz atı oyması “tüm uzay görevleri için 1965’te NASA tarafından test edildi” ve “Ay’da takılan ilk saat” yazıları yer alırken arkasında “Ay’da takılan ilk saat” yazan safir kristal modellerin kasası da, kasa arkası da safir kristal görünümde.

Omega Speedmaster Professional Moonwatch Master Chronometer; 4 paslanmaz çelik referanslı versiyon, iki 18 ayar Sedna altın referanslı versiyon, iki de 18 ayar Canopus altın (markanın kendi beyaz altın ve platin alaşımı) referanslı olmak üzere sekiz seçenekle sunulmuş. Hesalite modelde naylon dokuma kayış, safir kristal modellerde dana derisi kayış kullanılmış; iki versiyonda da bilezik seçeneği tercih edilebiliyor. Tüm modeller 5 yıllık Omega garantisine sahip.

Omega, titanyum ve seramik gibi yeni kasa metalleri saat üretiminde ilk defa kullanmakla kalmayıp, merkezi tourbilon ve Co-Axial eşapmanı da saat dünyasına kazandırdı.

Omega, 1848’de saat ustası Louis Brandt tarafından La Chaux-de-Fonds’da ufak bir atölye olarak kuruldu. Dünyanın en hassas saatlerini üretmek isteyen Brandt’in yaptığı saatlerin ünü kısa süre sonra Avrupa’ya ulaştı. Brandt’ten sonra aile şirketini iki oğlu devraldı; 1880’de atölyenin ismi Louis Brandt & Fils olarak değişti, atölye ise Biel’e taşındı. Beş yıl sonra Brandt Kardeşler, ilk seri üretim kalibreleri Labrador’u ürettiler, 1892’de ise dünyanın ilk dakika tekrarlayıcı kol saatini ortaya çıkardılar. 1894’te saatçilikte yeni bir standart olan Omega 18-ligne kalibre doğdu; bu kalibrenin parçaları ilk kez dünyadaki herhangi bir saat ustası tarafından yerleştirilebilecek şekilde kurulmuştu. Bu kalibre, 1895’te markaya da ismini verdiHassas Omega kronometreleri henüz 1905’te 16 spor organizasyonunun resmi zaman tutucusu durumundaydı. Marka, 1932’den bu yana Olimpiyat Oyunları’nın da resmi zaman tutucusudur. Dünyanın ilk ticari olarak üretilmiş dalış saati Marine 1932’de üretilirken marka, tarih 1940’ı gösterdiğinde İngiliz Donanması’nın en büyük saat tedarikçisi konumundaydı. 1947’de endüstrinin ilk tourbillon kol saati mekanizmalarından biri üretildi. İkonik dalış serisi Seamaster 1948’de, kadranında Cenevre Gözlemevi onaylı sekiz hassasiyet rekorunu simgeleyen yıldızlarıyla Constellation 1952’de, markanın ilk kadın otomatik kol saati Ladymatic 1955’te, Speedmaster ve Railmaster 1957’de doğdu. Speedmaster, Ay’a ilk kez ayak basıldığı NASA’nın Apollo 11 görevinde yer aldıktan sonra Moonwatch olarak bilinmeye başlayacaktı. Marka, o tarihten bu yana NASA ile yakın bir işbirliği içinde pek çok uzay görevinde yer almıştır. Öte yandan İtalyan dağcı Reinhold Messner, Antarktrika’ya ilk kez ayak bastığında navigasyon için kolundaki Speedmaster’ı kullanmıştı.Omega, İsviçre saat endüstrisinin Quartz Krizi’nde Swatch Group şirketler grubunun en büyük üyesi olarak önemli bir rol oynadı. Société Suisse de l’Industrie Horlogère ile Allgemeine Schweizerische Uhrenindustrie AG (ASUAG) 1983’te ekonomik ve stratejik sebeplerle birleşerek bugünkü Swatch Group’un öncülü olan SMH’yi oluşturdu. Omega bütün grubun pilot markası haline geldi ve tasarım, teknoloji ve işlevsellik açısından hep öncü bir konuma sahip oldu.

Geriye bakınca denebilir ki, kompleks eşapmanın en üst düzeyde hassasiyet gerektiren parçalarıyla birlikte endüstrileştirilmesi, Swatch Group’un en parlak başarıları arasındadır. Omega saatlerde sadece titanyum veya seramik gibi yeni kasa materyalleri ilk defa sahneye çıkmakla kalmadı; merkezi tourbillon ve George Daniels’ın icadı Co-Axial eşapman da kullanıldı. Hatta yakın geçmişte sunulan saatlerde bu iki teknoloji bir araya getirildi. Yağlanma ihtiyacını ve parçaların sürtünmesini en aza indirerek saatin hassasiyetini önemli ölçüde artıran saatçiliğin en önemli yeniliklerinden ortak eksenli eşapmanın (Co-Axial) yaygın olarak kullanılması, markanın kendi pazar segmentindeki teknik öncülük iddiasını vurguluyor. Bir sonraki yenilik, saat mekanizmasının manyetik radyasyona karşı konvansiyonel bir kafesle değil, bütün olarak dayanıklı hale getirilmesi olmuştur. Co-Axial eşapmana sahip bütün Omega saatleri, ki bu mekanik koleksiyonun yüzde 90’dan fazlası demektir, bu antimanyetizm teknolojisiyle donatılmış bulunuyor.NASA işbirliğiyle Ay’a çıkan saati, iddialı dalış serisi ve 1995’ten bu yana James Bond filmlerinde kullanılan saatlerin dahil olduğu Omega Koleksiyonu’nun son yıllardaki modelleri, COSC kronometre testinden başka İsviçre Federal Ölçüm ve Ayar Enstitüsü (METAS) ile işbirliği içinde geliştirilen sekiz yeni “Master Chronometer” manyetik alan testinden geçmek zorunda. Test ve sertifikalandırma çalışmaları ise bir süredir, Biel’deki Swatch Group şirket binasının merkezinde bulunan ve Japon mimar Shigeru Ban tasarımıyla tamamen sürdürülebilir bir fabrika haline getirilen yeni Omega binasında yapılıyor.

Instagram: @omega

Yıllık Üretim: Yaklaşık 750.000 adet

Kuruluş Yılı: 1847

En Önemli Koleksiyonları: Seamaster, Constellation, Speedmaster

0-0-7

Yazar: Editör 27 Aralık 2020 Tags: James Bond omega omega james bond
Prodüksiyon: İris Işık Fotoğraf: Dinçer Dinç

Sinema tarihinin en karizmatik James Bond’ları arasına adını yazdıran Daniel Craig, “No Time to Die” filmiyle seriye veda ediyor. Bu son macerasında ise tasarım sürecine bizzat dahil olduğu yeni bir eşlikçisi var: Omega Seamaster Diver 300M 007 Edition.

Daniel Craig’in beşinci ve son James Bond filmi ‘‘No Time to Die’’ Nisan 2021 itibariyle vizyona girecek. Zaman yaklaştıkça James Bond’u bundan böyle hangi aktörün canlandıracağına yönelik tartışmalar da giderek daha hararetli bir hal alıyor: Idris Elba mı, Tom Hardy mi, yoksa Henry Cavill mi?

2015’teki 24. Bond filmi “Spectre”nin kırdığı gişe rekorları düşünülünce 25. Bond filminin neden tüm dünyada bu denli merak uyandırdığını anlamak da o oranda kolaylaşıyor. Tüm zamanların en ünlü ajanı, Ian Fleming tarafından 1953’te yaratıldıktan sadece dokuz yıl sonra “Dr. No” ile ilk kez filme uyarlanmıştı; o tarihten bu yana da kullandığı otomobilden taşıdığı bavula kadar hayatındaki tüm detaylar birer klasiğe dönüşen Bond, 25 yıldır Omega saat takıyor. Yani 25. James Bond filmi “No Time to Die”, aynı zamanda Omega ve Bond işbirliğinin 25. yılının kutlaması. (İşbirliği, 1995 yapımı “Goldeneye” ile başlamıştı.) Bond’a ilk Omega saati ekranda (Seamaster 300M Quartz) taktıran, Eon Yapım’ın kostüm tasarımcısı Lindy Hemming olmuş. Hemming, Bond’a ilk kez Brioni takım giydirdikten sonra ona uygun bir saat aramış; artık Bond’un şehirli genç havasından çıkması, daha modern ve Avrupalı görünmesi gerektiğini düşünmüş. Kendisi de eskiden deniz donanmasında görevli olan babasının ve arkadaşlarının Omega taktığını görünce bir deniz komutanı olan Bond’un (denizle ilgili olduğu için kadranı mavi) bir Omega takmasına karar vermiş ve Omega’nın kapısını çalmış. İlk başta aralarındaki ilişki bir işbirliği düzeyinde değilse de bu eşleşme öyle başarılı olmuş ki, tam 25 yıldır müthiş bir sinerjiyle devam ediyor.

Belki de tüm zamanların en şık Bond saati olan Omega Seamaster 300M 007 Edition’ın tasarımında başrol yıldızı Daniel Craig ile birlikte çalışılmış. Kendisi de vintage saatlere düşkün büyük bir koleksiyoner olan Craig ve yapımcılar, filmde ajanın saatinin hafif olması gerektiğine karar verdikleri için yeni saatte Speedmaster Apollo 11 45. yıl saatinde de gördüğümüz Grade 2 titanyum kullanılmış. Askeri ihtiyaçların göz önünde bulundurulduğu saat, titanyum gibi yeni bir materyalden üretilse de retro bir görünüme sahip. Bu fikir de Daniel Craig’den çıkmış: Craig, saatin daha klasik bir görünüme ve renklere sahip olmasını istemiş. Yine hafifliği sağlayan titanyum, ayarlanabilir tokaya sahip hasır örgü bilezik ise retro etkiyi güçlendirmiş.

Saatin ağırlığını azaltmak için kadranda ve bezelde “tropikal” kahverengi alüminyum kullanılırken bezel dalış skalası ile karartılmış akrep, yelkovan ve göstergelerdeki Super-Luminova sayesinde dalış saati klasik görünümünü korumuş. Saatin arka kısmında gerçek askeri kol saatlerinde de olduğu gibi bir dizi rakam bulunuyor: “0552”, donanma personelini belirten kod numarası iken “9237697” dalgıçların saat numarası olarak kullanılıyor. “A” harfi, vidalı kurma kolu olan bir kol saatini ifade etmede kullanılan kod iken “007” ise James Bond’un unutulmaz ajan numarası olarak saatte yer alıyor. “62” sayısı ise ilk James Bond filminin yılını simgeliyor. Saat, tüm işlemeleri doğru hizada tutan Naiad Lock kasa arkasıyla tamamlanmış.

2015’te çıkan “Spectre” versiyonu 7.007 adetle sınırlı olsa da yeni versiyon limitsiz olarak satışa sunulmuş. Saatin içinde markanın imzası, George Daniels icadı co-axial eşapmanlı ve METAS onayıyla Master Chronometer sertifikalı otomatik Omega 8806 mekanizma bulunuyor. Mekanizma 15 bin gauss’a dek anti-manyetik etkiye sahip. 55 saat güç rezerviyle saat, saatçilik dünyasının ikonik dalış saatlerinden biri aynı zamanda: 42 mm titanyum kasası çizilmeye duyarlı, su altında okunurluğu artıran indeksleri, Super-Luminova dolgusu, yansıtmasız safir kristal camı, tek yönlü bezeli, 300 metreye dek su geçirmezliği ve helyum valfi mevcut.

Titanyum hasır örgü bilezik dışında koyu kahverengi, gri ve bej renklerde NATO kayış seçeneği olan modelin kayış tokasına ve boynuzlarına 007 numarası işlenmiş. Saat, yine 007 yazısı işlenmiş özel kahverengi kumaş çantasında sunuluyor. Tam da gusto sahibi bir ajana göre! “Ölmek İçin Zaman Yok”, ama aktif görevden ayrılıp Jamaika’da sakin yaşamın keyfini sürerken göreve çağrılan Bond’un kolunda onu görmek için kısa bir süre kaldı.

OMEGA SEAMASTER DIVER 300M 007 EDITION’IN TASARIM SÜRECİNE KATILAN DANIEL CRAIG:

“Bana ilk Omega saatimi 18 yaş günümde babam verdi. Altın kaplama bir saatti. Onu çok uzun süre taktım, sonra bir gün pimlerinden biri çıktı ve bu yüzden saatimi kaybettim. Ne yazık ki bir daha da bulamadım. Ancak o, benim ilk gerçek saatimdi. Bu nedenle eski tarz Omega’ları oldum olası çok sevdim. Muhtemelen tasarımcılar aynı şeyi zaten yapacaklardı; fakat ben ısrarla ‘Geçmişe bakın, geçmişte sahip olduklarınıza bakın’ dedikçe aslında bir hayli ipucu vermiş oldum. Gerisi, ona bir NATO kayış eklemekti ki ben bunu yıllardır yapıyorum.”

Nisanda vizyona girecek “No Time to Die” (Ölmek İçin Zaman Yok) Bond filminin fragmanını izlemek için:

Manhattan Silueti

Yazar : Editör 21 Aralık 2020

Omega’nın 68. yılını kutlayan klasik saat serisi Constellation’ın bugünkü tasarımına ulaşmasında efsanevi tasarımcı Gérald Genta’nın imzası var.

Günümüzün en ikonik “klasik saat” serilerinden biri olan Constellation, aslında 1948’de Omega’nın yüzüncü yılını kutlamak üzere 6.000 limitli bir kronometre sertifikalı model olarak, Centenary adıyla çıkmıştı. Çok sevilen model, 1952’de İkinci Dünya Savaşı’nda uçan bir jetin adını alarak Kalibre 354 mekanizma ile Constellation adıyla yeniden üretildi. Saatin kasa arkasında Omega’nın 1931’de kırdığı sekiz kronometre rekorunu temsil eden sekiz yıldız ve gözlemevinin işlenmiş konumu bulunuyordu.

Efsanevi saat tasarımcısı Gérald Genta, on iki köşeli pie-pan kadranı, Dauphine tarzı ibreleri ve zarif boynuzlarıyla bugünün ikonik görüntüsünü yarattı. 1982’de ise bu Manhattan’ın duyurulmasıyla Constellation büyük oranda bugünkü görüntüsüne ulaştı: Entegre bilezik, Roma rakamları, kasada dört pençe, saatin 6 yönü üzerinde bir yıldız ve sekiz yıldızlı bir takımyıldızla Cenevre Gözlemevi’nin yer aldığı bir madalyonun mühürlendiği bir arka kapak… Bu mühür, 1933 ve 1936’da belirlenen dünya hassaslık kayıtlarını uyandırmak için tasarlanmış. 

Bu hassas ve klasik serinin 68. yılında Gents Koleksiyonu, 41 mm’lik kasayla ve yine ikonik pençelerle karşımıza çıkıyor. Paslanmaz çelik, 18 ayar altın veya ikisinin birleşimini içeren modellerde bezeller, 1982’de duyurulan Constellation Manhattan’ın parlak safir cam kullanılan görüntüsünden ilham alarak cilalı seramikten üretilmiş; Roma rakamlı indeksler ise Omega Ceragold veya Liquidmetal’den üretilmiş. Sadece bir modelde de karartılmış Roma rakamları ve paslanmaz çelik bezel kullanılmış. 

Kasa ve pençeler, Constellation’a hacimli bir görüntü veriyordu; yeni modellerde bunu engellemek için bu kez kenarları boyunca eğim verilmiş, bu da saatin artık daha ince görünmesini sağlamış. Saatin ibreleri ve kurma kolu günümüzün tasarım anlayışıyla güncellenmiş. İbreler ise ilhamını Manhattan siluetinden, özellikle Özgürlük Kulesi’nin üçgen yüzlerinden almış.

“Centilmenliği” vurgulayan Gents Koleksiyonu’nun klasik modellerin yeni versiyonunda çoğunlukla anti-bakteriyel kauçuk kaplama deri kayış kullanılmış. Saatin dekoratif metal kısımları, kayışı kasaya bağlıyor. Saati bilezikle kullanmak isteyenler ise herhangi bir Constellation 39 mm bilezikle eşleştirebiliyor.

Saatlerin safir kristal kasa arkası ise en yüksek hassasiyet, performans ve manyetik direnç standartlarında İsviçre Federal Metroloji Enstitüsü (METAS) tarafından onaylanmış Master Chronometer sertifikasına sahip Master Co-Axial Calibre 8900 / 8901’i gösteriyor.

Zarif Bir Kadının Zamanı

Yazar : Editör 21 Aralık 2020

Müzesinde de görülebileceği gibi kadın saatleri konusunda tarihi çok eskiye dayanan Omega, Trésor’u ilk kez 1949’da piyasaya çıkardığında saatin içindeki hazineye, yani Calibre 4061 mekanizmaya gönderme yapıyordu. Bu, hassasiyetiyle bilinen, sade mekanizma, üç ibreli saatin pembe altın kasasının ince ve zarif olmasının anahtarıydı.

De Ville Trésor, yeni Co-Axial mekanizmasıyla yıllar sonra; 2014’te yeniden karşımıza çıkmıştı. Sonrasında da her yıl yenilenen seri, şimdi Ay ışığından ilham alan alaşımı, yeni renkleri ve materyalleriyle daha da çeşitlendi.

Pırlanta kenarlı ve ince-uzun Roma rakamlı indeksleriyle De Ville’in yeni modelleri, 36 ve 39 mm ebatlardaki paslanmaz çelik veya 18 ayar Moonshine altından üretilmiş. Kadranlar, kabartmalı ipeksi desenler ve beyaz sedef kubbeli 18 ayar Moonshine veya Sedna altından oluşuyor. Çelik modellerdeki akrep ve yelkovan detayları rodyum kaplama iken altın versiyonda akrep ve yelkovan pırlanta detaylı olarak karşımıza çıkıyor. En yeni Trésor koleksiyonunda rodyum, yeşil renk deri kayış seçenekleri yanında 36 mm’lik ten rengi kayışlı pembe model seçeneği de sunulmuş.

Her modeldeki kasa kıvrımlarını izleyen 36 adet tek kesim pırlanta ve kurma tacı üzerindeki kırmızı sıvı seramik Omega çiçeği üzerine yerleştirilmiş ek pırlanta ise koleksiyonun alametifarikaları.

Omega’nın 5 yıllık garantisiyle sunulan bu De Ville saatlerinin en eşsiz özelliği ise “Her Time” desenli, parlatılmış ve ayna efekti verilmiş kasa arkaları. Saatin arkasındaki çiçek desenli gizli ayna, diğer özellikleriyle birlikte, gerçekten üzerine düşünülmüş bir kadın saatinin emareleri.