Nisan Ayında İstanbul’un Sanat Dünyası

Zevk Meselesi, Pera Müzesi

Bu ayki sanat takvimi sizi dolu dolu bir Beyoğlu turuna davet ediyor. Pera Müzesi’nden başlayarak bu ay içerisinde görebileceğiniz çeşitli sergileri sizler için derledik. Teknolojiyle harmanlanmış Refik Anadol sergisinden Yaşam Şaşmazer’in kâğıt kullanarak ürettiği heykel sergisine görülecek pek çok sergi, Beyoğlu’nun hâlâ sanat kokan kimliğini korumayı başarmış mekânlarında görülmeyi bekliyor.

Pera Müzesi

Pera Müzesi’nde bu ay ziyarete açılacak sergilerden biri “İmkânsız Eve Dönüş”, ayrıca “Zevk Meselesi” sergisi de müzenin güncel sergilerinden biri.

İmkânsız Eve Dönüş

Serginin başlığını görür görmez aklıma Nurdan Gürbilek’in İkinci Hayat’ı geliyor. Gürbilek, “Yer” ve “yurt” duyguları üzerine düşündüğü denemelerinde “ev” ile olan ilişkimizi sorguluyordu. Ait olunan yeri ya da yurdu bulmak için evden kaçışlar, yol boyu arayışlar ve en nihayetinde eve dönüş… Eve dönmek imkânsız mıdır peki?  Bu soruya bir de bu sergiyle bakabiliriz belki de: “İmkânsız Eve Dönüş” de, İzmirli Rum bir annenin ve Şamlı Osmanlı subayı bir babanın çocuğu olarak Beyrut’ta dünyaya gelen sanatçı Etel Adnan’ın yüz yıla yaklaşan yaşamının tüm üretim eserlerini kapsayan geriye dönük bir sergi. Adnan’ın çok kültürlü, çok dilli, çok dinli bir ailede ve coğrafyada şekillenen zengin kimliğiyle şekillenen eserlerinde çevresindeki fiziksel dünya doğallık ve soyut imgelerle yorumlanıyor. Serginin küratörlüğünü Serhan Ada ve Simone Fattal üstleniyor. Sergi, birden fazla alanda ustalaşmış sanatçının üretimlerinin parçası olan seramikler, halılar, leporellolar (akordeon defterler), yağlıboya çalışmalar, desenler, baskılar ve sanatçının bir filminden oluşuyor. Sergiyi 6 Nisan’dan itibaren ziyaret etmek mümkün.

İmkansız Eve Dönüş’ten bir tablo

Zevk Meselesi

“Zevk Meselesi”, 19. yüzyılda ortaya çıkan kitsch kavramının günümüz görsel kültürüyle kurduğu yakın ilişkiye ve beğeninin şekillenmesindeki kritik rolüne odaklanıyor. Kitsch sözcüğü, Sanayi Devrimi sonrasında Almanya’da ucuz ve popüler resimleri betimlemek için kullanılmış ve sonrasında çevirisi yapılmaksızın pek çok dile geçmiştir. Sergi, kitsch ile avangard kavramlarını yan yana koyarak “zevk meselesi”ni tartışıyor ve beğeniyi sınıfsal bir gösterge olarak tanımlamamak mümkün müdür diye soruyor. Sergide 13 sanatçı ve kolektifin işleri bir araya getirilmiş ve estetik anlayışına farklı perspektiflerden bakılmış. Alex Da Corte, Bruno Miguel, Gülsün Karamustafa ve Hayırlı Evlat serginin sanatçılarından bazıları; küratörlüğünü ise Ulya Soley üstlenmiş. Sergiyi 6 Haziran’a kadar ziyaret etmek mümkün. Ayrıca 29 Nisan’da sergiyi dijital olarak bir rehber eşliğinde ziyaret etmek de mümkün olacak, ücretsiz olarak düzenlenecek olan etkinlik için önceden rezervasyon yapılması gerekli.


Zevk Meselesi

Arter

Gökcisimleri Üzerine

Yirmi sekiz sanatçının eserlerinden oluşan sergi, var olanların bir araya gelme ve dağılma biçimlerini, ilişki kurma tarzlarını, birbirlerine mesafe alma ve yakınlaşma yollarını birlikte düşünmeye davet ediyor. Serginin başlığında maddesel bir ortaklık kavrayışının imkânlarına ve olası kısıtlarına dikkat çekmek amaçlanmış. Serginin temel sorusu ise şu olmuş: “Bir sanat yapıtının, bir kalem, bir insan, bir virüs, bir robot, bir kedi, bir ağaç, bir dere, bir dağ, yerküre ve Venüs kadar gökcismi olduğunu düşünmenin anlamları neler olabilir?”

Pilevneli Gallery

Makine Hatıraları: Uzay

Refik Anadol’un 60 yıllık NASA arşivlerini görselleştirerek hazırladığı üçüncü kişisel sergisi “Makine Hatıraları: Uzay” , sanatsal bir bakışla insanlığın astronomik yolculuğunu ele alıyor. Sergi, “Hatıralar” ve “Düşler” olmak üzere iki bölüm halinde hazırlanmış. İlk bölüm “Hatıralar”da, uzay teleskopları ve uydular tarafından kaydedilen iki milyondan fazla görüntüden yararlanılıyor. Teleskopların ve uydu görüntülerinin “hatıraları” olarak kurgulanan bölüm, seyircilerin verilerle etkileşime girmesine olanak sağlıyor. İkinci bölüm olan “Düşler” bölümündeyse üç boyutlu veri heykelleri ve yapay zekâ sineması enstalasyonu yer alıyor.  Sergi, PİLEVNELİ Dolapdere’de 19 Mart-25 Nisan tarihleri arasında sanatseverle buluşacak. Pazar günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında sergiyi ücretsiz bir şekilde ziyaret etmek mümkün.

Zilberman Gallery

Ya da

“Ya da”, Yaşam Şaşmazer’in işgalci insan türü ve onun doğayla olan netameli ilişkisine yoğunlaştığı son dönem heykelleri ve suluboya eserlerinin bir araya geldiği bir sergi oluyor. Ahşapla birlikte ağırlıklı olarak kâğıdın kullanıldığı heykellerde; yosun, liken, taş ya da mantarlarla iç içe geçmiş, anonim, amorf ve kimisi ampüte insan bedenlerinden oluşuyor. Sanatçı, bu son sergisinde insanın en büyük korku kaynağının öznesi olan doğa ile ilişkimize bakıyor. Sergiyi 2 Nisan-29 Mayıs tarihleri arasında Zilberman Gallery’de görmek mümkün.

Ya Da‘dan, Yaşam Şaşmazer

Art on İstanbul

Meneviş

“Meneviş”, Olgu Ülkenciler’in altın kişisel sergisi. Bir yüzeyde ışık ile oluşan renk dalgalanmaları, parlaklık anlamına gelen “meneviş” sözcüğünden hareketle sanatçı, sergisinde resim yüzeyini işliyor. İçinden geçtiğimiz zamanı romantize etmenden anlama gayreti ile yüzeyde araştırdığı yeniliği ve değişimi bir arada sunuyor. Sergiyi 22 Nisan’a kadar Art on İstanbul’da görmek mümkün.

Meneviş‘ten, Olgu Ülkenciler

Pi Artworks

Vertebrate

Maude Maris’in kişisel sergisi “Vertabrate”, sanatçının karakteristik pastel fırça darbelerinin belirli form ve renk gerilimleriyle kendine has tekniğiyle ayırt edilebilir eserlerinden oluşuyor. Sergi, sanatçının arşivindeki çeşitli eserlerden oluşturulmuş. Maris’in eserleri ilginç bir serüvende oluşuyor: Öncelikle küçük nesnelerin kalıplarını yapan sanatçı, bu nesneleri gruplar halinde sınıflandırıyor. Ardından bir mizansen yaratarak fotoğraflarını çekiyor, elde ettiği görüntüyü boyayarak ölçeğinin 10 katına çıkarıyor. En sonunda görüntünün boyutlarını değiştirerek orijinal modelden bambaşka bir eser yaratıyor.

Two Columns, Maude Maris