Mimarlık Tarihine Girecek Bir Saat Müzesi

Audemars Piguet Müzesi

Mimar: Bjarke Ingels

Danimarkalı yıldız mimar Bjarke Ingels’in tasarladığı Audemars Piguet Müzesi, saat müzeleri konusundaki ezberlerimizi bozdu.

Bjarke Ingels
Fotoğraf: Sacha Maric

“Benim mimari belgeselim Inception filmi gibi olmalı,” diyordu Bjarke Ingels, Netflix’te konu edildiği The Abstract: Art of Design’ın 1. sezon 4. bölümünde. “Çünkü rüyalar gerçekte görülemez, ama benim yapmaya çalıştığım tam da bu: Rüyaları gerçekte görünür hale getirmek.”

Bjarke Ingels

26 Haziran 2021’de açılan Bjarke Ingels Group’un müze uzmanı HG Merz, Atelier Brückner, Muller Illien ve mühendislik şirketi Luchinger & Meyer işbirliğiyle imza attığı Audemars Piguet Müzesi bu sözün bir kanıtı; çünkü tam da pandeminin zirvesinde açılmış olmasına ve sadece fotoğraflarda görebilmiş olmamıza rağmen müze öyle ses getirdi ki, bunu “hayalin ötesinde” olmasından başka bir şeye bağlamak mümkün olmazdı.

Bjarke Ingels, genç yaşına rağmen dünyaca ünlü bir “yıldız” (starchitect) olmayı başarmış bir mimar: Her yaptığı iş konuşuluyor, tartışılıyor. Bu da başta kendi ülkesi Danimarka’da olmak üzere, seveni olduğu kadar sevmeyeni olmasını da beraberinde getiriyor. 1974 doğumlu mimar, çizgi roman çizeri olmak isterken rota değiştirmiş; Danimarka ve Barselona’da aldığı eğitimden sonra 30’larında hızla başladığı kariyerine 46 yaşında Zaha Hadid, Frank Gehry gibi dev mimarlarla birlikte anıldığı bir statüyle devam ediyor (Hatta onun için “21. yüzyılın Frank Lloyd Wright’ı” deniyor). Bina yapmayı Nintendo oyununda olmaya benzeten mimar bugüne kadar Danimarka dışında, Fransa, İngiltere, Tayvan, New York gibi pek çok ülke ve şehirde ses getiren binalara imza attı. Google’ın Silikon Vadisi’ndeki merkezini tasarlamaktan Serpentine Galeri’de sezonluk pavyon tasarlamaya (ki bu her zaman dünyanın en büyük mimarlarına verilmiş bir görev oldu); binadan stadyum tasarlamaya dek pek çok alana uzandı. (Elektrik santrali üzerine kurduğu kayak pistini de unutmayalım.) Audemars Piguet Müzesi de onun İsviçre’deki ayağı oldu.

Bjarke Ingels’ın Serpentine Galeri için tasarladığı geçici pavyon

Audemars Piguet Müzesi, karlar içindeki Le Brassus’a tepeden ilk bakıldığında bir müze ve üretimevi olduğunu anlamanın çok zor olduğu, sıra dışı ve heyecan uyandırıcı bir bina. 2.372 metrekareye yayılan (içindeki müze ise 900 metrekare büyüklüğünde) spiral şeklindeki yatay bina için saatlerin en önemli parçalarından denge yayından yola çıkılmış. Bjarke bu spiral şekil için sanatçı Robert Smithson’ın dev spiral eserini hatırlayarak doğru bir benzetmeyle “İsviçre’nin Spiral Jetty’si” diyor. Bu spiral şekil, markanın 2019’da ürettiği Sapphire Orbe’ı da hatırlatıyor.

Audemars Piguet gibi 1875 doğumlu ve yüksek saatçiliğin geleneksel yanını temsil eden bir aile şirketini Bjarke gibi sıra dışı (mottosu “Evet, daha çoktur”) bir mimarla buluşturan şey ise saatçiliğin ve mimarinin benzeşen yanı: Bjarke, iki alanda da yazılım ve donanımın bir arada olduğunu, saatçiliğin de mimarinin de hayal edilip akıl, hareket ve malzemeyle ve sanat ile bilimden yola çıkan canlı bir şey yarattığını söylüyor. Binayı yapana dek saat takmazken sonrasında hep saatlerden örnek vermesinin sebebini de buna bağlıyor. Ama bir yandan da, bir trend söz konusu: Geleneksel saat markaları, nasıl tarihi saatleriyle tarihi binaları uyum sağlıyorsa bugünü yakalayan, yeni materyallerle üretilen yenilikçi ve “sürdürülebilir” saatleriyle yeni binalarının da uyum göstermesini arzuluyor. Audemars Piguet gibi, Omega, Grand Seiko gibi markalar da avangart yeni binaları için çağdaş mimarlarla çalışma yolunu seçtiler. Yani rahatlıkla denebilir ki, saatçiliğin mimari referansları artık mimari tarihinde kendisine özel bir yer açacak kadar kuvvetli durumda.

Audemars Piguet’nin 1875 tarihli ilk binası; Bjarke Ingels’in tasarladığı bina spiral şeklinde bu binaya uzanıyor.

Bjarke Ingels, Audemars Piguet’nin 2013’te açtığı müze tasarımı yarışmasına katıldığında şansını epey düşük görüyormuş. “Çünkü,” diyor, “İsviçre mimari kuralları epey katı. Bölgeyle uyumlu olmayan binalara izin vermiyorlar.” Gerçekten de Jules Louis Audemars ve Edward Auguste Piguet’nin kurduğu tarihi Audemars Piguet binasının bulunduğu ve 1.300 küsur sakini olan Joux Vadisi, global saat markalarına ait saat atölyelerinin bulunduğu bir saat vadisi niteliğinde ve üretim merkezi olmasına rağmen yemyeşil doğası ve gölüyle bir doğa harikası aynı zamanda. Bu yekpare görünümünü de bir nebze mimari kurallara riayet etmesinden alıyor.

Ingels, bu müzeyi “hep oradaymış” gibi tasarlamak istememiş, ancak kendisinin “hedonistik sürdürülebilirlik” diye adlandırdığı; çevreci ve işlevsel bir bina fikrinden yola çıkmış. Çevreci hareketin yükselmesiyle Bjarke’nin kariyerinin şekillenmesi aynı döneme denk geliyor; bu da Bjarke’nin sakinlerine fayda da sağlayan çevreci binalar üzerine düşünmesi için müthiş bir fırsat aynı zamanda.

2017 Mart’ında inşasına başlanan ve inşasında bin kişinin çalışıldığının belirtildiği Audemars Piguet Müzesi’nin tamamen camdan ve 470 tonluk iki çelik ana yapıdan oluşması, doğada gizlenmesi, eski binayla spiral yapısı sayesinde birleşebilmesi ve çalışanları rahat ettirilmesi istenmiş. Her birinin yapımı üç hafta süren 12 cm’lik 108 cam panel, bölgedeki bir üretici tarafından üretilmiş ve camların eğimli olması, çelik çatının taşınmasını sağlamış. Bu camlar, çalışanların manzarayı daima ve aynı düzlemde izleyebilmesini sağlıyor. Yönlerinin kuzeye bakmasının sebebi ise, güneş ışığını verimli şekilde almalarını, ancak sıcaktan pişmemelerini sağlamak. Çatıdaki yeşil çimler ise yapının hem doğayla bütünleşmesini hem de yağmur ve ısıyı emmesini sağlıyor. Çatıda bahçe, herkesin manzarayı eşit görebileceği cam ve çelik yapılar, Bjarke’nin daha önce de sık kullandığı bir tarz oldu. Mimarın doğadan ayırt edilemeyen “yerin altı” görünümde müzeleri de sevdiği muhakkak; özellikle daha önce inşa ettiği Human Body Museum ve Maritime Museum düşünüldüğünde. Ancak böylesi bir yapı, Joux Vadisi için alışılmadık; hatta markanın yönetim kurulu başkanı Jasmine Audemars’a göre “tüm İsviçre için bile alışılmadık” özellikte.

Audemars Piguet Müzesi’nin Atelier Brückner tarafından tasarlanan müzesinde ise markaya ait 300 saat sergileniyor. Bu müze, 6 yaşından büyük ziyaretçilerin haftanın beş günü 14.00-15.00 saatleri arasında websiteden rezervasyon yaptırarak gezebilecekleri bir alan (bilet 30 euro). Müzede markanın 1899’da ürettiği; 21 fonksiyonu ve 13 ibresiyle en komplike saati olan Universelle cep saatinden Gérald Genta tasarımı 1971 tarihli Royal Oak’a ve son Royal Oak’lara dek birçok saat var.

Müzede sergilenen saatlerden; markanın en komplike modeli 1899 tarihli Audemars Piguet Universelle

Bu bölümü tasarlayan Alman müze tasarımcısı Atelier Brückner, sergileme alanını bir müzik nota sistemi gibi düşünmüş: Hareketli saatler olan otomatonlar da burada yer alıyor. Yapıda ayrıca büyük komplikasyonların ortaya çıkarıldığı ve her bir saati baştan sonra tek bir ustanın 6-8 ayda ürettiği Grande Complications ve üstün bir beceri ve bilgi gerektiren nadir saat sanatlarının icra edildiği Métiers d’Art atölyeleri de yer alıyor. Müzeyi gezenler, saatlerin üretimine şahit olabilecek; üstelik kumlama, saten fırçalama gibi nadir saat sanatlarını kendileri de deneyebilecekler.

Müze, markanın 2012’den bu yana çağdaş sanatçılarla yakın teması bulunmasının da bir sonucu olarak dönemsel sergileri de barındıracak. Örneğin açılış için Dan Holdsworth, Davide Quayola ve Alexandre Joly’nin eserleri ve bir AP çalışanı olan Yvan Rocha’nın binayı yapılırken fotoğrafladığı kareleri sergilendi.

Bu işbirliğinin tek sonucu ise bu heyecan verici müze değil. Bölgenin iki otelinden biri olan 2005 kuruluş tarihli, 50 odası bulunan markaya ait Hôtel des Horlogers, yine Bjarke Ingels imzalı bir otel tasarımıyla yenilenecek. Seyahat engeli kalktığında Le Brassus’u görmek için muhteşem bir fırsat.

https://www.museeatelier-audemarspiguet.com/en/home.html

Musée Atelier Audemars Piguet

Adres: Route de France 18 1348 Le Brassus, İsviçre

Bilet Ücreti: 30 euro, 11 yaş altı ücretsiz; Otopark Mevcut

Ziyaret Saatleri
Pazartesi-Cuma: 14.00-15.00
Cumartesi: 09.30, 10.30, 13.30 ve 14.30