Karantinanın Caz Hali

Akbank Caz Festivali, arşivlik bir belgeseli sanatseverlerle buluşturuyor. Yıllar sonra pandemi döneminde Türkiye cazına dönüp bakmamız için anlamlı bir eser…

Caz müziği, 1800’lerin sonunda Afrika’dan Amerika’ya köle olarak getirilmiş Afrikalı müzisyenlerin zor dönemlerinde geliştirdiği Afrika ve Batı müziğinin harmanı olan bir müzik türü esasında; çoklu ritimler ve atışma teknikleri kullanılır, doğaçlama olarak icra edilir. Teknik haliyle de oldukça özgür ruhlu bir müzik türü.

Hepimizin tecrübe ettiği gibi çıkmazda olduğumuz vakitlerde sanat kadar güvenli bir başka sığınağımız yok. Rita Felski, edebiyat ne işe yarar diye düşünürken bulduğu yanıtlardan biri de “büyüleyici” olmasıdır. Tıpkı edebiyat gibi çeşitli sanat dalları da okurunu ya da seyircisini büyüler, andan ve mekân koparıp başka dünyalara kapılar açar. Aslına bakılırsa hangi sanat dalı olduğu fark etmeksizin bugünlerde de sanata sık sık sığınmamız da bu sebepten. Sinemayla, müzikle ya da tiyatroyla buluşabildiğimiz her fırsat, dört duvar arasında sıkılan ruhlarımız için birer festival haline geliyor. Hele ki söz konusu caz gibi özgür ruhlu ritimlerse Akbank Caz Festivali’nin evimizde estireceği caz rüzgârları, ruhlarımıza özgürlük katacak gibi.

Akbank Caz Festivali, Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri; bugüne kadar 5.000’in üzerinde uluslararası ve Türk caz sanatçısını ağırlamış ve caz müziğinin yeni nesillere aktarılması için 773 konser, 1000 atölye ve 100’ün üzerinde söyleşi ile 500.000’in üzerinde izleyiciye ulaşmış.  Akbank Caz Festivali’nin 30. yılına özel olarak oluşturulan albümün hazırlık sürecini içeren arşiv niteliğindeki belgesel, 30 Nisan Dünya Caz Günü’nde sanatseverlerle buluşuyor.

“Dün, Bugün, Yarın” adını taşıyan ve Akbank Caz Festivali’nin 30. yılına özel kayıtlarla; 30 özgün beste ve 80’e yakın sanatçının performansını içeren çalışma kapsamında, kayıt süreci ve sanatçı söyleşilerinden oluşan belgesel, hem geçmiş 30 yılın hem de dönemin ruhunu yansıtması bakımından önemli bir değer taşıyor. Aralardaki İstanbul manzaraları da belgeselin en keyifli yanlarından biri olmuş bizce.

23 farklı müzisyen ve grubun stüdyo çalışmalarının ve mini röportajların yer aldığı belgeselin çekimleri 11 – 28 Temmuz tarihleri arasında Hayyam stüdyolarında gerçekleştirilmiş. Belgeselin yönetmenliğini Umut Kebabcı üstlenmiş.

Türkiye’de cazın gelişimini uzun yıllardır destekleyen Akbank Caz Festivali, tüm dinamiklerin değiştiği, konserlerin yapılamadığı, etkinliklerin ötelendiği pandemi döneminde Türk cazının bulunduğu noktayı kayıt altına almak için arşiv niteliğinde bir çalışmaya imza atmış. Özel kayıtlar, söyleşiler ve belgesel çekimleriyle 30 yılın röntgenini çeken Akbank Caz Festivali, pandemi döneminin tüm kısıtlarına rağmen yaratıcılığı desteklerken Türk caz dünyasına da etkili, anlamlı ve kalıcı bir eser kazandırmış.