İlk Elektrikli, Foil’li ve Yapay Zekâlı Tekne: Navier 27

Otonom otomobillerden sonra sıra teknelerde elbette. Değişen hava şartları, denizde sürüklenen bir kütük, diğer tekneler, farklı derinlikler gibi öngörülmesi zor birçok etken nedeniyle otonom teknelerin günlük hayatımıza girmesi biraz daha meşakkatli bir iş. Tekneciliğin seri üretimden farklı butik yapısı da böylesi iddialı teknolojilerin önünde bir engel gibi görünüyordu. Ta ki Silikon Vadisi’nden bir start-up işe el atıncaya kadar…

Yapay zekâ ile teknelerin kusursuz bir şekilde çatışma yaşamadan seyir yapması ve yanaşması mümkün olur mu, ne dersiniz?

Bugüne kadar denizcilikte yapay zekâ teknolojilerinin öncüsü gemi sektörü oldu. Dünya ticaretinin yüzde 90’ını üstlenen gemi taşımacılığı sektörü, bu işi çözerse çok farklı bir döneme girmiş olacağız. Özellikle bir senedir hızlanan teknoloji yarışında, içinde hiç insan bulunmayan gemilerin yanı sıra dijital liman sistemleri de geliştiriliyor. Endüstri 4.0, yapay zekâ, nesnelerin interneti, akıllı sensörler ve artırılmış gerçeklik gibi bileşenler, sektörü önümüzdeki 10 senede bambaşka bir hale getirebilir. Ayrıca çeşitli boylarda otonom deniz araçlarıyla meteorolojiden okyanus araştırmalarına, savunmadan gezi yatçılığına kadar birçok alanda çalışmalar devam ediyor.

Gezi yatçılığının odağında ise elektrikli tekneler var daha çok. Her geçen gün elektrikle çalışan yeni tekne markalarıyla karşılaşıyoruz ve her geçen gün daha uzun süre seyir yapmak mümkün olabiliyor. Silikon Vadisi’nin ilk tekne markası Navier Yachts ise bir adım daha ileri gidiyor; foiller üzerinde yükselerek sürtünmeyi azaltıyor ve tamamen elektrikli motorlarıyla 20 knot gibi yüksek bir hızda 75 deniz mili seyir yapabiliyor. Üstelik yapay zekâ teknolojisinden de faydalanıyor; yarı otonom tekne özelliği taşıyor. İşin en güzel kısmı da yatın yapay zekâsının ilerleyen yıllarda yapılacak güncellemelerle yanaşma da dahil olmak üzere tam otonom hale dönüştürülecek olması. Bu gelişmeler emek yoğun bir iş olan denizciliği bir hayli değiştirecek gibi görünüyor. “Tekneyi güncelleme” diye bir kavramın varlığı bile yeni bir dönemin müjdecisi sayılabilir. 

Foil’ler Olmazsa Olmaz

Yelkencilikte teknoloji yarışının zirvesi America’s Cup, yat tasarımında birçok teknolojinin transfer edildiği platform aynı zamanda. America’s Cup’ın foil’li teknelerinin (hızlandıkça gövde altındaki kanatlar üzerinde sudan yükselen bir tasarım) ve kanat yelkenlerin günlük kullanıma girmesi bu teknoloji transferinin en iyi örnekleri. Son beş senede foil teknolojisini kullanan birçok tekne inşa edildi. Navier 27 de foil’ler üzerinde 1,2 metre kadar yükseldiğinde denizdeki çalkantıdan çok az etkilenecek ve misafirlerine sarsıntısız seyirler yaşatacak.

Mart 2021’de Palm Beach Uluslararası Tekne Fuarında tanıtılan Navier 27 de America’s Cup’tan ilhamla üretilen foil’lere sahip bir model. Foil’lerin tamamen içeri alınabilecek tasarımı, Navier 27’nin sığ sularda seyir yapabilmesini ve hatta karaya dahi çekilebilmesini sağlayacak.

Navier 27’nin ileri teknoloji özellikleri arasında hem hız hem de rota kontrolü yapabilen son derece gelişmiş bir otopilot, havacılık sınıfı bir foil kontrol sistemi ve yardımcı seyir-yanaşma teknolojisi yer alıyor.

“Geleceğin teknesi” olarak tanıtılan Navier 27, elektrik motorlu yat teknolojisinde de hayli iddialı. Zira günümüz elektrikli tekneleri –gerekli enerjinin otomobillere kıyasla çok daha fazla olması nedeniyle– yavaş gidiyor ve düşük seyir menziline sahipler. Elbette seyir menzilleri her geçen sene artıyor ancak bugüne kadar Navier 27 gibi sadece elektrikli motorla azami 30 knot hıza ulaşabilen ve 20 knot gibi iyi bir süratte 75 deniz mili mesafe kateden yok. 

Reo Baird ve Sampriti Bhattacharyya

İşin arkasındaki isimler ayrıca dikkat çekici. Ortaklardan Sampriti Bhattacharyya NASA’da uçuş kontrol sistemleri üzerinde çalışmış. Otonom sistemler uzmanı olan Reo Baird ise deneyimli bir denizci. Her ikisi de MIT mezunu ve okyanus robotiği, havacılık uçuş kontrolleri, otonom sistemler konularında geniş deneyime sahipler. Projede America’s Cup foil geliştirmede çalışan uzmanlardan da destek alınmış.

8,5 metrelik Navier 27, güvertede on misafir taşıyabilecek bir tekne. Günümüzün sürücüsüz kara araçlarında gördüğümüz özelliklere sahip oldukça gelişmiş bir otopilotla donatılmış. Otopilot sistemi sezgisel özelliğiyle tekne kaptanını olası tehlikelere karşı geç olmadan uyarabilecek. Yerleşik tehlike farkındalığı özelliklerine sahip akıllı otopilota sonraki yıllarda hareketli tehlikelere karşı çatışmayı önleyen ve hatta marinada yanaşmayı dahi otonom gerçekleştiren sistemler eklenecek. Bu haliyle bir yarı otonom tekne olan Navier 27’nin, ilerleyen yıllarda eklenecek güncellemelerle tamamen otonom bir deniz aracı haline dönüştürülmesi planlanıyor.

2022’de, Fort Lauderdale’de tanıtılması planlanan Navier 27, hem açık hem de kapalı kabin versiyonlarıyla sunulacak. Geleneksel tekneler için sorun olacak yükseklikteki dalgalarda rahat seyir, yarı otonom özelliği ve gaz-gürültü üretmeden elektrikli motorlarıyla uzun menzilli ve yüksek hızlı seyir özellikleriyle birçok kişinin merakla beklediği bir tekne olduğu muhakkak.

Navier 27’nin tarzı da keskin hatlar ve modern çizgileriyle hayli güzel. Balık tutma, su kayağı, aile gezileri için önerilen Navier 27 en çok da bir süperyat yardımcı teknesi olmaya aday gibi görünüyor.