Eşsiz

Rafael Nadal ve Roland Garros arasındaki aşk hikâyesi tam 16 yıldır devam ediyor. İspanyol efsanenin Paris’teki inanılmaz mazisine ve biraz daha fazlasına kısa bir bakış…

Toprak kortta oynanan Fransa Açık, tenisin dört Grand Slam turnuvası arasında en kalp kırıcısı olabilir. John McEnroe, Stefan Edberg, Boris Becker, Pete Sampras, Martina Hingis, Venus Williams ve daha birçok büyük ismin Paris’te hiç kupa kaldıramadığına tanıklık ettik. Üstelik bazıları bu yüzden ünlü dörtlemeyi, yani kariyer Grand Slam’ini tamamlamayı başaramadı. Yani çok büyük kariyerleri hep bir parça eksik kaldı. Peki bu denli özel isimlere bir kez dahi nasip olmayan Fransa Açık’ı tam 13 kez kazanan Rafael Nadal’a ne demeliyiz? Bana kalırsa, klişeleşen “sözün bittiği yer” kalıbı bu durumla gayet uyumlu. Rafa ve Paris arasındaki hikâyenin inanılmazlığını sayılardan biraz daha yardım alarak inceleyelim… 

Mesela bir zamanlar erkek tenisinin Grand Slam rekoru olan; Roy Emerson’ın dört farklı turnuvada ulaştığı 12’lik zafer sayısını Rafa sadece Roland Garros kupalarıyla geçti. Kendisinden önce Paris’te en fazla kazanan erkek raket Björn Borg’un altı, kadın raket Chris Evert’ın yedi şampiyonluğunun toplamına tek başına ulaştı. 2005’ten beri geldiği turnuvada sadece iki kez yenildi, sadece ve sadece iki kez beş setlik maç oynamak zorunda kaldı. Çıktığı 13 final maçının hiçbirinde mağlup edilmedi ve hiçbirinde rakiplerine bir setten fazlasını vermedi. Dönemdaşı olan diğer devlerden Roger Federer’i dört, Novak Djokovic’i üç finalde şampiyonluktan etti. Hatta Federer ve Djokovic, Roland Garros’ta birer şampiyonluk kazanırken bunu büyük ölçüde Nadal’la karşılaşmamaya borçluydular. Paris’te 15 senelik periyotta ulaştığı yüzde 98’lik maç kazanma oranının ise eşi benzeri yok. 

Muhakkak ki Rafa’nın Fransa Açık mazisinde gezinirken, eşi benzeri olmayan birçok istatistik, sayı ya da rekor bulabiliriz ama şimdilik duralım ve gözümüzü efsane raketin sağ bileğine çevirelim.

RM 27-04

Yaklaşık 11 senedir İsviçreli süper lüks üretici Richard Mille’in ürettiği saatlerle korta çıkan İspanyol yıldızın bu aksesuarları da tıpkı rekorları gibi dudak uçuklatıyor. “Artık ikinci derim oldu” sözleriyle anlattığı saatin ilk modeli, üretildiği dönemde dünyanın en hafif tourbillon’uydu. Zaten Nadal gibi kort içi rutinlerine sıkı sıkıya bağlı bir sporcunun da aksi durumda bu saati oynarken takması pek mümkün olmazdı. En günceli sadece 30 gram ağırlığındaki RM 27-04 olan seride gayet ikonik parçalar mevcut. İçlerinden bir tanesine sahip olmak için ikinci el piyasasında 500 bin dolar civarı bir meblağı gözden çıkarmak gerekiyor. Rafa’nın şimdilerde kullandığı son model ise geçen sene 1 milyon 50 bin dolarlık fiyatla alıcılarına ulaştı.

2021 Fransa Açık, 13 Haziran Pazar gününe dek devam edecek. 3 Haziran’da 35’inci yaşını kutlayacak olan Rafael Nadal da hâlâ tek erkekler şampiyonluğunun birincil favorisi konumunda. Tabii ki tenis dünyasında başka turnuvalar, başka devler ve onların da çok özel öyküleri mevcut ama söz konusu Paris olduğunda cümleler Rafa’yla başlayıp yine onunla bitiyor. Siz siz olun, 14’üncü “Silahşorlar Kupası”nın peşinde koşarken onu izlemeyi ıskalamayın. Üstelik eğer biraz daha dikkatli bakarsanız, kolunda Richard Mille’in milyonluk sanat eserini de görebilirsiniz. Daha ne olsun ki…