Denizcilik Dünyasından Gelecek Tasvirleri

Süperyat üretiminde konsept tasarımlar, zaman içinde gerçeğe dönüşüyor. Harikalarla dolu konsept tasarımlarıyla geleceğin teknelerini konu ediyoruz.

Yat konseptleri, alışılagelmişi hafifçe zorlayan çizgilerden, bütün bilinenleri alaşağı edenlere dek uzanıyor. Konsept tasarım denen şey, “atış serbest” bir yapboz tahtası. Temel kurallar gözetilse de her detayının mühendisliği netleştirilmeden yapılan gelecek senaryoları bunlar. Bir başka deyişle keşfedilmeyi bekleyen yıldız adayları… Çoğu zaman çizgileri öksüz kalsa da tasarımcılar hayal etmeye ve kâğıda dökmeye devam ediyor. Kimlerinin “Uygulanması mümkün değil, hayal sadece” diye fazla önemsemediği bu çalışmalar, yat dünyasının belkemiği aslında. Zira gerçek şu ki geçmişin konsept tasarımları günümüzün modern yatlarına dönüşüyor. 20 yıl önce bordaları açılıp demir yerinde plaja dönüşen konsept yatlar bugün denizlerdeyse aşağıda göreceğiniz çizimlerden esintileri de 15-20 sene sonra göreceğinize kuşkunuz olmasın. 

Feadship, Lürssen gibi süperyat devleri, hatta otomobil markaları kendi isimleriyle konsept yatlar ürettiriyor, bu gerçeküstü yarıştan geri kalmak istemiyor. Bir gün kanlı canlı bir yata dönüşmesi şöyle dursun, bir ayrıntısının dahi hayata geçebileceğini düşünmek, yani “geleceği tasarlayan” olmak, tasarımcılara enerji veriyor. Yat dünyasında hayallerin ilk önce şekillendiği alan seri üretim yatlardan ziyade özel üretim süperyat dünyası olmuştur. Zira her süperyat şahsına münhasırdır ve işin fütüristik boyuta varması için öngörü sahibi varlıklı denizci ile cesur tasarımcının buluşması yeterlidir. Seri üretimde daha gerçekçi endüstri kuralları işlediğinden yenilikçi tasarım ögeleri süperyatlarda uygulanmaya başlayıp seri üretime öyle geçer. O yüzden alacak değilseniz bile süperyat tarzınızı belirleyebilirsiniz, seri üretimi nasılsa gelir…

Kendine Yeten Tasarımlar

Yeni motoryat konseptlerinde ilk göze çarpan şey, çoğunun çevreci bir anlayışla ele alınmış olması. Yakıt tasarrufu, kendine yetebilme, dünyanın her denizinde uzun seyirler yapabilme yeteneği anahtar kavramlar. Bu nedenle buzullarda dahi gidebilen, yakıt tasarruflu gövde tasarımlarıyla explorer tipi yatlar önem kazanıyor. Daha verimli güneş enerjisi teknikleri ve giderek artan akü kapasiteleriyle çevreci tekneler, sadece etiket olmakla kalmıyor kendine yetme kavramının altı artık doldurulabiliyor. Çok yönlü araçlar da bir başka öne çıkan mesele; tasarımcılar artık sadece amfibik değil, hem denizin üstünde hem denizaltında ya da hem denizde hem karada giden araçlar yapıyorlar.

Yelkenlilerdeyse gövde şeklinden çok yelken sistemleri üzerine çalışılıyor çünkü verimli yelken yapabilmek için gövde formuyla öyle çok da fazla oynanamıyor. Şimdilik… Yelken denemeleri bizi 2006 yılında tamamen farklı bir sistem olan DynaRig ile karşılaştırdı. Bol ödüllü, ezber bozan süperyat Maltese Falcon, 2006’da İtalyan Perini Navi’nin Türkiye’deki üretim noktası Yıldız Tersanesi‘nde inşa edildi. Yelken direklerini tutan çarmıhların olmaması, yani direklere yana devrilip kırılmasın diye en ufak bir destek sağlanmaması DynaRig’in ilk dikkati çeken özelliği. Seyre başlandığında ise yelkenlerin rüzgâra göre ayarlamak yerine, direğin dönerek kendi trimini yapması, biz takipçilerine “uzay teknolojisi” hissi verdi. Maltese Falcon’u önemli kılan bir diğer özellik ise böyle çılgın bir projenin ilk defa 88 metrelik bir süperyatta denemiş olması. Bu cesaret ve bütçenin Amerikalı işadamı ve yelkenci Tom Perkins’e ait olduğunu da ekleyelim. Yelkenlilerde teknoloji transferi sadece süperyattan seri üretime gerçekleşmiyor; üst düzey yelken yarışçılığı da ciddi bir öncü kuvvet olarak karşımıza çıkıyor. America’s Cup, Volvo Ocean Race gibi yarışlarda kullanılan teknolojiler hızla seri üretimde de yerini buluyor. Mesela America’s Cup’ın yarattığı foiling teknolojisi birçok teknede kullanılmaya başlandı. Son model foiling yatlara da başka bir yazıda göz atacağız.

Üretim teknolojisi, işi farklılaştıran bir başka boyut. Mesela üç boyutlu baskı teknolojisiyle seri üretime bir başka hızlı üretim alternatifi gelmiş oldu. Üstelik burada, hızın yanı sıra tamamıyla kişiselleştirilmiş yatlardan bahsediyoruz. Üç boyutlu baskı teknolojisiyle farklı malzemeler de yat dünyasının alanına girmeye başladı.

O zaman buyurun harikalarla dolu konsept tasarımlar dünyasına…

Esquel, Timur Bozca

Otomobil ve tekne alanında uzman Türk tasarımcı Timur Bozca, uluslararası alanda ödüllü bir genç yetenek. Cauta ve Sarco konseptleriyle birçok ödül alan Bozca, 2019 Dubai Boat Show’da tanıtılan, Avrupa’nın en önemli tersanelerinden Hollandalı Oceanco için Esquel’i tasarladı. Bozca, bu tasarımla da birçok ödüle hak kazandı. Timur Bozca, “Bir tasarımcı olarak, vizyonu ve bilgiyi artırmak için mükemmel bir egzersiz” diyor. “Ayrıca konseptler, yeni ve radikal tasarımlara karşı halkın ve potansiyel müşterilerin tepkisini ölçerek üretime gidilip gidilmeyeceğini anlamak için önemli. Doğru stratejiyle, sektörün geleceğini konseptler yoluyla yönlendirmenin mümkün olduğunu düşünüyorum. Bana göre tasarımcı yeni bir şey üreten, yeni bakış açısı getirendir. Bu yüzden benim tasarım anlayışım yenilikçilik-sıradışılık.” 

105 metrelik elektrikli explorer tipi yat Esquel için Bozca’nın ilham kaynağı uzay roketiymiş. Esquel uzaya gitmeyecek olsa da Dünya gezegeninin ücra köşelerine yolculuk yapabiliyor. Güçlendirilmiş gövdesiyle kutuplarda seyre uygun tasarlanan Esquel, özellikle hassas bölgelerde, çapaya gerek kalmadan dinamik konumlandırma sistemiyle yerini koruyor, ardında bıraktığı izleri sıfıra yaklaştırıyor.

Tasarım anlayışıyla Zen duygusu uyandıran, lüks iç mekânlar ise çok büyük borda camları ve tavan pencereleriyle son derece aydınlık. Güvertesinde çeşitli arazi araçları, iki denizaltı ve helikopter taşıyabilen Esquel’in çok amaçlı servis botları ve deniz oyuncakları da mevcut. Süperyatın, tüm bu araçları taşımak için tasarlanan garajı ve kıç güverte alanı, toplamda 230 metrekare. Esquel 13 knot’lık seyir hızıyla yaklaşık 7.000 deniz mili menzile ulaşıyor. 


Pagurus, Lazzarini Design Studio

Geçen hafta tanıtılan Pagurus, sadece şekli şemaliyle değil tekne tipine verilen “crabmaran” adıyla da yeni bir kategorinin habercisi. 25 metrelik amfibik araç Pagurus, yengeçten ilham alınarak tasarlanan bir katamaran olduğu için crabmaran olarak anılıyor. Teknenin iki gövdesinden aşağı bir düğmeyle dört adet silindir iniyor ve tekneyi kumda, buzda, toprakta yürütüyor. Her bir silindirin 440 HP’lik kendi motoru var, böylece tekneyi açığa bağlama derdi kalmıyor. Pagurus karaya çıktıktan sonra iki gövde arasından bir platform zemine iniyor ve içinden bir otomobil çıkıyor. Lazzarini Design Studio, bunun bir Tesla SUV olduğunu hayal etmiş çünkü Pagurus, elektrikli bir 4X4’ü şarj edecek donanıma sahip. Güverteye yerleştirilmiş devasa güneş panellerinin yanı sıra, silindirlerin hareket enerjisinden bile enerji depolanıyor. Elektrikle 5 knot hızda sessiz sakin ilerlemenin mümkün olduğu Pagurus, çok aceleniz varsa fosil yakıtla 25 knot hıza ulaşabiliyor. Yengecin sert kabuğunu andıran Pagurus’un buzullarda seyahat için tasarlanan çelik gövdesi, takviye edilmiş pruvasıyla buz kırabilecek güçte.


Escape, Feadship

Bu bir gigayat! 123 metrelik Escape, gövdesinde denizaltı ve helikopter taşıyor. Ancak en dikkat çekici özelliği, bir ay havuzuna (teknenin karinasından denize açılan pencere ya da kapı) sahip olması. Daha çok araştırma gemilerinde ve sondaj gemilerinde bulunan ay havuzu, Escape’de tüm benzerlerinden çok daha havalı. İçinde bir asansör işleyen ay havuzunda, denizaltı 360 derece izlenebiliyor. Bu bölüm ayrıca denizaltının indirilmesi ve içeri alınması için de düşünülmüş. İçeride yanan ışıklarla harika bir manzara sağlayacağı şüphesiz olan bu asansör, gigayatın misafirlerince yerli yersiz kullanılacak gibi görünüyor. Artık sadece elektrikli yatlar üreteceğini açıklayan Feadship yetkilileri ”sürdürülebilirlik için bir yerden başlamaları gerektiğini” vurguluyor. Teknenin açılıp kapanan güverte penceresi dahil, 700 metrekare güneş paneliyle donatılan Escape, gökyüzü salonundaki tam boy ağaçtan sebze serasına kadar bol miktarda bitkiye de ev sahipliği yapacak.


Wind Motion, Mathis Rühl

70 metrelik trimaran konsepti Wind Motion’ın yeniliği yelken sisteminde. İki adet ekseni etrafında dönebilen direkli ve katlanabilir yelkenli Wind Motion’ın performansının iddialı olacağı, orta şiddette rüzgârda dahi 70 metrelik gövdeyi taşıyabileceği belirtiliyor. Wind Motion’ın en önemli özelliği ise farklı şekildeki direğin içinden çıkan rüzgâr türbinleriyle demirde dururken enerji depolayabilmesi. Wind Motion, dalga yarıcı özellikli ters bodoslaması (burun yapısı) ve cam panellerle kaplanmış kavisli üst yapısıyla çarpıcı bir görünüme sahip.


Pininfarina Catamaran, Samuele Errico Piccarini

Gelişen malzeme teknolojisiyle tekne gövdesinde ve tavanlarda cam kullanımı artırıldığı bir gerçek ancak bu sefer neredeyse camdan bir tekne var karşımızda! Konukların denizle iç içe yaşadığı mekânlarıyla dikkati çeken 21 metrelik Pininfarina’nın açık güverte alanları da geniş ve konforlu. “Az çoktur” düsturu, mermer ve değerli ahşaplar gibi şık malzemelerle tamamlanan iç mekânlarda loş aydınlatma ve minimalist mobilyalar ile harika bir şekilde yansıtılıyor. Piccarini ayrıca, daha çok kamara sığdırmak yerine, yüksek tavanlı yaşam alanlarını tercih etmiş.

Pininfarina’nın, katamaran yani iki gövdeli tekne olmasından gelen, denge, yana yatmadan yumuşak seyir, verimlilik ve yüksek hız gibi birçok avantajı var. Aynı zamanda, benzer boyuttaki tek gövdeli teknelere kıyasla daha fazla alan sunuluyor. Katamaranlar, elektrik panelleri için de daha geniş alana sahip olduklarından çevreci teknelerde sıkça tercih ediliyorlar.


Eco-Explorer, Feadship

Feadship ile Merveille Yachting’in birlikte geliştirdiği ve Kasım 2020’de tanıtımını yaptığı Eco-Explorer, otomatik kanat tahrik sistemine sahip. Güneş panelleri, rüzgâr ve sualtı türbinlerini optimize eden tasarımın kanat yelken sisteminin diğer örneklere göre iki kat daha güçlü olduğu belirtiliyor. DynaRig’le benzerliği olsa da tamamen yeni bir yelken sistemi olan Ayro Oceanwings, yelken sırasında tüm koşulları dikkate alan bilgisayarlar tarafından otomatik olarak çalıştırılacak şekilde düşünülmüş. Sadece rüzgâr gücüyle 18 knot gibi iddialı bir hıza ulaşacağı belirtilen Eco-Explorer, motorların da çalıştırılmasıyla 20 knot’ı geçiyor. Yüzde 50 ila 70 oranında az fosil yakıta ihtiyaç duyan bu tasarım, seyir menzilinin benzer boyda teknelere göre üç kat daha uzun olması sebebiyle özgürlük vaat ediyor. Eco-Explorer, 17 metre genişliğinde muazzam bir güverte ve iç alan sunarken 15 metrelik yüzme havuzuyla olağanüstü bir beach club’a sahip.


Nzuri, Kyron Design

2020’nin son günlerinde tanıtılan süperyat, güvertede iki adet –henüz satışa sunulmamış– otonom Audi araç, helikopter, iki servis teknesi ve altı jet-ski taşıyacak şekilde tasarlanmış. Keskin, köşeli çizgileriyle dikkati çeken 10 kamaralı Nzuri, iç mekânlarda da minimalist estetiğe sahip. Tekne sahibine, özel güvertesi ve sauna içeren banyosuyla büyük bir süit tasarlanmış. Yatın kalbinde deniz manzarası ve minimalist dekoruyla dairesel bir salon var. Bir başka dikkat çekici özellik, katlanan helikopter pistinin altından yüzme havuzu çıkması.


Tetra, Jonathan Schwinge

Bu yat uçabiliyor! Trimaran gibi üç gövde üzerinde bulunan piramit şekilli tekne, bu şekilde düşük hızda ilerliyor. Hızlandıkça suya gömülü devasa foilin üzerinde yükselen Tetra, 38 knot hıza ulaşıyor. Bu hızda suyla teması çok az olduğu için sürtünme azalıyor, hız artmaya devam ediyor. Yüzeyin üzerine çıktıktan sonra Tetra, ağır koşullarda bile yumuşak seyrediyor.


Dare to Dream, George Lucian

Daha önce kâğıt katlama sanatından ilhamla tasarladığı Origami adlı projesiyle dikkati çeken George Lucian’ın yat konsepti Dare to Dream’in koca bir zeplini var. Süperyatın sunduğu tüm olanakların yanı sıra, zeplinin kendisi de birkaç konuğu ağırlayabilecek şekilde tasarlanmış. Zeplinin 100 metre, yatın ise 140 metre olması planlanıyor.


Prodigium, Lazzarini Design Studio 

153 metrelik bir köpekbalığı var karşımızda. Ek teras alanına dönüşen büyük yan kanatları ve küçük bir filo ağırlayabilecek mini limanı dikkat çekici. Burada 30 metrelik bir yat ve sekiz servis teknesine yer var. 44 misafir ağırlayabilen bu muhteşem konsept, güneş panelleriyle demir yeri ve limanlarda ihtiyacı olan enerjiyi konsept yatlar karşılayabiliyor.