5. Cadde’nin En Güzel Saat Binaları

Saat markalarının New York 5. Cadde’deki binaları, günümüzün en büyük mimarları tarafından tasarlandı.


Rolex’in
New York Merkezi

Mimar:
David Chipperfield

New York’un meşhur Fifth Avenue (5. Cadde)’sine gittiğinizde birçok meşhur binanın yanında bir sırça köşk gibi camdan bir gökdelen de göreceksiniz. İngiliz mimar David Chipperfield imzalı bu bina, Rolex’in ABD merkezi.

Rolex, 1970’lerden bu yana bulunduğu 5. Cadde ile 53. Cadde köşesindeki yerini çağdaş ve başarılı bir mimara tasarlatmak isteyince bir yarışma açmış ve David Chipperfield, tamamen camdan oluşan projesiyle yarışmanın kazananı olmuştu. Chipperfield, 2011’de RIBA Kraliyet Altın Madalyası ile ödüllendirilmiş; Bryant Park Hotel, Amerikan Radyatör Binası gibi projeleriyle New York’u yakından tanıyan bir mimar olarak doğru bir seçim.

Chippefield’ın tasarladığı bina, üst üste dizilmiş 5 küpten oluşan 25 katlı bir bina ve bina yükseldikçe ebatları kademeli olarak küçülüyor. Blokların içinde yeşillik ekili teraslar bulunuyor. 165 bin metrekarelik camdan binada dışarıdan içerinin görünmesini engellemek için bulanık bir cam kullanılmış, iç kısımlar ise şeffaf camdan oluşuyor. Cam, alttaki Rolex mağazasının bulunduğu yerde tamamlanıyor.

Merkez, yüksek bir çevresel ve sürdürülebilir tasarım standardı olan LEED Platinum seviyesine uygun olarak tasarlanmış.


Rolex’in
Dallas Merkezi

Mimar:
Kengo Kuma

Saat markalarının binaları, açıldıkları merkeze göre değişiklik gösteriyor. Rolex’in New York merkezinde camdan gökdelen inşa ederken Dallas’ta ekolojik bir bina inşa etmesi ve doğal malzemelere düşkünlüğü ile bilinen Japon mimar Kengo Kuma ile çalışması da bunun kanıtı.

Japon mimarın ABD’nin güneyindeki ilk projesi olan dokuz katlı bina, bükülmüş bir kule görünümünde ve markanın 1984’te inşa edilen binasının yanına kurulmuş. Kuma, bu bükülmüş görünümü vermek için kademeli olarak dönen plakalar tasarlamış; binanın içi mimarın alametifarikası ahşapla örülüyken binanın dış cephesinde “doğayı ve mimariyi birleştirmek” için her katta ekili bahçeler bulunuyor, çatıda da bir bahçe mevcut. Kuma, bunun için Portland Japon Bahçesi’nde birlikte çalıştığı peyzaj mimarı Sadafumi Uchiyama ile birlikte çalışmış.

5.241 metrekarelik bina, Dallas’ın en yenilikçi binası olma özelliği taşıyor.


Hublot’nun
New York Binası

Mimar:
Peter Marino

“Füzyon Sanatı”nın öncüsü Hublot’nun 5. Cadde’deki binası, markanın yenilikçi özelliğini öne çıkaracak şekilde tasarlanmış. Binanın tasarımı ünlü ABD’li mimar Peter Marino’ya ait. Marino, saatlerinde yepyeni materyaller deneyen marka için siyah alüminyum paneller ve panellerin dışa bakan kenarlarında LED’lerle donatılmış bir bina inşa etmiş. Bunun için de şöyle demiş: “Cephede oluşan heykelsi hareket, soyut bir zaman kavramına işaret ediyor ve saatin sürekli çalışan mekanizmasını hatırlatıyor.” 21 metre uzunluğuyla bina (içi 1.500 metrekare), İsviçreli saat markasının dünyadaki en uzun binası olma özelliğini taşıyor.

Dış ve iç tasarımda tamamen siyah ve gri renkleri kullanılmış. İçeride siyah lav taşı, ahşap zemin ve granit renkli deri mobilyalar, çelik vitrinler yer alıyor. Duvarda “saat yapımının hassasiyetini ve markanın soyut dinamizmini” yansıttığı söylenen Albrecht Schnider’a ait “Ohne Titel” adlı eser asılı.

Peter Marino ile Hublot arasındaki ilişki, mimarın saat markasının Paris Place Vendôme’daki mağazasını tasarlamasıyla başlamıştı. Hublot, aslen Louis Vuitton, Dior gibi üst düzey moda markalarının mağazalarını tasarlayan mimarın saatçilikteki ayağı âdeta.


Richard Mille’in
New York Butiği


Mimarlık Şirketi:
TPG Architecture

“Bilekteki yarış makinesi” Richard Mille’in karmaşık işçiliğini ve yüksek mühendislik içeren saatlerini bir butikte nasıl yansıtırsınız? TPG Architecture, New Yok Midtown Central’daki Richard Mille butiğinde bunu somutlaştıran bir tasarımla karşımıza çıkıyor.

4.200 metrekarelik iki katlı butiğin 24 masif cam panelden oluşan ön cephesi, etkileyici bir iskelet saat görünümünde. Bunu yapabilmek için panellerden her biri, markanın RM 008 Tourbillon mekanizmasını temel alarak ayrı ayrı oyulmuş ve derinleştirilerek heykel formu kazandırılmış. Saati akşam saatlerinde daha etkileyici gösteren LED aydınlatmaları da eklenmiş.

Saatin mekanizmasından içeriye girdiğiniz mağazanın içinde sizi özel camın parçaları olan iç giriş kapıları karşılıyor. Saatler de cam vitrinlerde sergileniyor. Macassar ahşap kaplamalar, siyah deri duvar panelleri, cam şaftlı asansör kontrast oluştururken asansörün cam ve şeffaf olması, Richard Mille’in saatlerinde daima iskelet mekanizma kullanmasına bir gönderme niteliğinde.


Bu caddede öyle bir saatçilik binası var ki,
5. Cadde’yi 5. Cadde yapanlardan biri olma niteliğine sahip. 100 küsur yıl önce yapılan bina, yakın zamanda yenilenmişti. Cartier’nin Place Vendôme binası da benzer nitelikte. Bu binaların yüz yıllık hikâyesinden önümüzdeki hafta bahsedeceğiz. Paris ve New York’un en güzel sokaklarının mücevher ve saatçilikle başlayan hikâyesini okumak için önümüzdeki cumartesiyi bekleyin!